Zeytinyağlı Yiyelim Aman !!

ZEYTİNYAĞLI YİYELİM AMAN !! – Ebru Oğuzhan Yeter 

Muğla Yerel Tohum Derneği, Menteşe Belediyesi ve Zeytindostu Derneği’nin düzenlemiş olduğu, yerel tohum, fide şenliğinde yapılan panelde zeytin ve zeytinyağı ile ilgili çok önemli bilgiler paylaşıldı.

Her iki derneğimize, Menteşe Belediyesi’ne ve Ecz.Sayın; Atilla Totoş’a teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Zeytinyağlı Yiyelim Aman !!Panelin konusunu aktarmadan önce;  zeytinyağı, zeytin ve zeytinliklerimizin bugün ne durumda olduğuna bakmak gerekiyor.

Yavaş büyüyen ama uzun ömürlü olan zeytin ağaçlarının, %98 gibi önemli bir bölümü, Akdeniz ülkelerinde bulunmaktadır.

Ülkemizde ise,  ağırlıklı olarak  Ege,   Akdeniz,  Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yetişmektedir.

Yıllarca zeytin alanlarına yapılan yatırımlar, son yıllarda  inşaat şirketlerine, enerji yatırımlarına teslim edilmiş, binlerce zeytin ağacı acımasızca kesilmiştir.

Yok edilen asırlık zeytinliklerden boşalan araziler, kamulaştırılmış ve birilerine rant sağlamanın yolu açılmıştır.

Yıllar önce Marshall yardımlarıyla elimizi uzattığımız ABD ve AB bugün kolumuzu koparmış durumdadır.

Zeytinyağlı Yiyelim Aman !!Dışa bağımlılıkta, öyle bir duruma geldik ki; tohum, gübre, inek derken buğdayımızı, samanımızı ve en son olarak da  kuru fasulyemizi  ithal eder duruma geldik.

Medyanın toplum üzerinde yarattığı olumsuz etkiyle, reklamların, çizgi filmlerin, dizilerin, ve çeşitli programların verdiği açık-gizli mesajlarla yerel olan, milli olan bir çok değerimizden, kültürümüzden yavaş yavaş uzaklaşır duruma getirildik.

(Zeytin ağacı, zeytin ve zeytinyağı’nın karşı karşıya bulunduğu  tehlike  konusunda, duyarlı olan ve önemli bilgiler aktaran yazarlarımız, tarım uzmanlarımız  var.

Onların araştırmaları oldukça önemli ve düşündürücü.

Bu yazıların mutlaka okunması gerekiyor) ( Yusuf Yavuz – Ahmet Atalık gibi )

‘’Zeytinyağlı yiyemem aman….’’ diye başlayan türküleri dilimize dolayan  tehlikeyi farketmiş olduğumuzu düşünerek, bugün bize anlatılan zeytinyağı gerçeklerini paylaşmak istiyorum.

Bir kez daha  zeytinyağı konusunda ezberlerimiz bozuldu.

Öncelikle,  bildiğimizin aksine iyi bir zeytinyağı mutlaka buzdolabında donar diye kesin bir kanıt yok.

Kimyasal maddeler karıştırılmış bir sıvı yağ da buzdolabında aynı şekilde donabiliyor.

Zeytinyağının, kozmetikte ki mucizelerini, önemli hastalıklara karşı koruyuculuğunu, yaraları iyileştirici özelliğini, insan ömrünü uzatma etkisini, tadını, lezzetini anlatmaya gerek bile yok.

Bu bilgilere çok kolay ulaşabiliriz.

Bu panelde anlatılanlar arasında bunların önemi kadar beni en çok ilgilendiren kısmı zeytinyağının üretim şekli, yöntemi ve neredeyse unuttuğumuz imece…

Zetinyağının kaliteli olması için üreticinin dikkat etmesi gereken hususlar çok çok önemli.

Dalından toplanan zeytin,  bir örtü üzerine dökülen zeytin ve dalından toprağa düşen, oradan toplanan zeytinden çıkan yağın kalitesi farklı oluyor.

Zeytin, toplandığında çuvallarda değil,  kasalar içinde üretim alanına ulaştırılmalıdır.

Toplandıktan hemen sonra sıcağa, güneşe maruz kalmadan çuvallarda ezilmeden işleme hemen konulmalıdır.

Sıkım yapılacak makinaların mutlaka temiz olması gerekmektedir.

Günlerce toplanıp biriktirilmeden bu işlemlerin günlük yapılması gerekmektedir.

İşlem sırasında ki ısı derecesi önemlidir.

Sıkıldıktan sonra yağın saklanma koşulları da, üretim aşaması kadar önemlidir.

Zeytinyağının,  satış aşamasında  ve evlerde kullanım  koşullarında  mutlaka koyu renk cam şişelerde saklanması gerekmektedir.

Çürümüş, ezilmiş, küflenmiş ve günlerce uygun olmayan koşullarda bekletilen zeytinlerden üretilen yağlar ne yazık ki rafinasyonla yeniden  tüketime sunulabilmektedir.

Bu da toplum sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

Zeytinyağı üretiminin bu kadar hassas olduğunu öğrendikten sonra, tüketeceğimiz zeytinyağına kuşkuyla bakmamak imkansız.

Yapılması gereken, üreticinin bilinçli olması kadar,  zeytinlerin toplanma aşamasında insan gücüne ihtiyaç duyan üreticilerin bir araya gelmesi, imece yoluyla zeytinlerin toplanıp doğru koşullarda işleme konmasının sağlanmasıdır.

Sanırım en zor kısmı da bu, çünkü bir çok değerimiz gibi, imece kültürümüzü de kaybetmiş durumdayız.

Üretici hem insan gücü bulmakta zorlandığı için şikayet etmekte, kaliteli ürün sunamadığı zaman para kazanamamakta, hem de komşusuyla yardımlaşarak ürünlerini toplama yöntemine çoğunlukla sıcak bakmamaktadır.

Bunun en büyük örneğini, yerel tohum çalışmalarımızda kooperatifleşme konusu gündeme geldiğinde yaşıyoruz.

Görüyoruz ki toplum olarak ne yazık ki  birbirimize güvenmiyoruz.

Toplumun sağlığını yakından ilgilendiren, beslenmede temel gıda olan zeytinyağına, bizi yönetenlerin gerekli önemi vermemesi normal, çünkü ne kadar az üretim olursa o kadar çok dışa bağımlılığımız artar ve halk dışında birileri kazanır.

O zaman tüketici olarak en büyük görev bizlere düşüyor.

Ülkemizin  en önemli zenginlikleirinden  olan zeytinliklerimize ve zeytinyağımıza sahip çıkalım.

Yaratılan algının tam aksine;  zeytinyağlı yiyelim !!

Zeytinyağının kaliteli üretilmesi için, taleplerimizin etkili olduğunu bilerek doğru zeytinyağı nasıl anlaşılır mutlaka öğrenelim.

Aldığımız yağların, markasına, şişesine, üretim şekline dikkat edelim.

Mümkünse tadına bakarak almaya çalışalım.

Bugün, bu önemli panelde dört çeşit zeytinyağını onlarca kişiyle ve  bir deneyle tadımladık.

Gerçek zeytinyağında ki koku taze biçilmiş çimen kokusu, ve boğazınızı  tatlı bir şekilde yakan acı bir tat.

Damağımızda kalan bu tatla, akıllarımızda kalan sorulara çözüm bulmak üzere zeytinyağımıza, yerel tohumlarımıza, kültürümüze,  üreticimize ve çiftçimize sonuna kadar sahip çıkacağımıza bir kez daha söz verdik…