Üreten Köylü Milletin Efendisidir

ÜRETEN KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR !! – Ebru Oğuzhan Yeter 

Bir zamanlar önemli bir tarım ülkesiydik.

Okullarda ülkemizin tarım ve hayvancılık yapılan  bölgeleri  haritalar üzerinde gösterilir, hangi bölgede hangi ürünün yetiştiği, hayvancılığın hangi bölgelerde yapıldığı öğretilirdi.

Okullarda yerli malının önemi, yerel üretimin gerekliliği anlatılırdı.

Çiftçilik ve   köylü  değerliydi.

Ülkeyi doyuran topraklarımız sadece bizleri değil  başka ülkeleri de doyurmak için dört mevsim ürün verirdi.

Tarım ürünlerinde, önemli ihracatlar gerçekleştirilirken bugün tohumdan ilaca, gübreden, hayvana her şeyi ithal eden bir ülke durumuna geldik.

Her yönden dışa bağımlı olduk.

Üreten Köylü Milletin Efendisidir

Bugün İthal edilen tohum bedeli ile, ihraç edilen tohum bedeli arasında milyonlarca lira fark varken, İthalat –İhracat arasındaki maddi zararımızla birlikte tohum çeşitliliğimizde  yabancı topraklara kaçırılmaktadır.

Ülkemizin zengin çeşitliliğine rağmen tohum ihraç etme konusunda da son on beş yıldır sınıfta  kalmış durumdayız.

Kapitalist düzenin bu vahşi uygulamaları sonucunda ne yazık ki dünya da biyolojik çeşitliliğin %75 i kaybolmuş durumdadır.

Üreten Köylü Milletin Efendisidir

2018 yılından itibaren  ülkemiz  yerel tohum ekemez duruma gelecektir.

Sertifikasız tohum ekilemeyecek ve işbirlikçiler eliyle ülkemizin yerel tohum çeşitliliği bitirilecek, köylü sertifikasız tohum kullanamayacaktır.

Devletin yeterli desteği olmadığı gibi, üretici de ektiği topraklara  bilinçli  bir şekilde sahip çıkamıyor.

Alıştığı üretim sisteminden uzaklaşan köylü, hazır tohuma, gübreye dolayısıyla tarım ilaçlarını kullanmaya mecbur bırakılmıştır.

Dört mevsim ürün almaya elverişli topraklarımız varken üretimden uzaklaştık, atalarımızdan kalma yüzyıllardır süregelen tohumlarımız varken satamıyoruz, kendi hayvanımızı uçsuz bucaksız çayırlarımızda yetiştirip tüm ülkeye yetecek gücümüz varken  kullanamıyoruz.

Türk köylüsü ne yazık ki,  devlet eliyle dışa bağımlı, taşerona bağımlı, aracılara bağımlı, şirketlere bağımlı duruma getirilmiştir.

Çiftçi kendi ürettiği tohumu satamıyor, ticari amaçlı olarak takas yapamıyor.

Bunların cezai  hükümleri  de oldukça ağır.

Standart  tohum için analiz raporu almadan satanlar, dağıtanlar ve şahsi ihtiyacından fazla tohumu elinde bulunduranlara ise ayrıca para cezası uygulanacaktır.

Üstelik ihtiyacından fazla tohumu elinde bulunduranlardan bu tohumlar  alınacak ve  imha edilecektir.

Büyükşehir yasasıyla birlikte, köyler hızla mahallelere dönüştürüldü.

Köylerde  çarpık bir şehirleşme başladı.

Köy yaşamı alışılmışın dışında üreten değil tüketen topluluklara  dönüştü.

Köylü evinde yoğurt yapmak yerine her cami köşesine açılan marketlere gitmeye başladı.

Köylerde  bir çok isim adı altında çeşitli hibeler verilmeye başlandı.

Bunların özellikle seçim dönemlerinde arttığını görüyoruz.

49 yıllığına kiralanan meyve ağaçları,  tapusu olmadığı için ekilemeyen toprakları üretime açmak  yerine, çeşitli adlarla  verilen teşvik paraları.

Oysa bizim geleneğimizde, köylü avuç açmaz vericidir, Türk çiftçisi kendi atalık tohumlarına, geleneklerine sahip çıkar.

Köylü  üretmeyi, çoğaltmayı ve paylaşmayı iyi bilir.

Köylü tarlasının taşına bile kıyamaz, tarlasının sınırı kıymetlidir, her bir otu değerlidir gözü gibi bakar.

Köylü kolay kolay toprak satmaz, toprağına toprak katmayı sever.

Köylerde komşuluk vardır, imece vardır, birlik olma vardır.

Ne yazık ki bunları unutmaya, terk etmeye başladık.

Toprak, tohum, bitki  tıpkı insan gibi yaşar, nefes alır, suya, güneşe, sevgiye ihtiyaç duyar ve tıpkı insan gibi toprak da ihmal edilince, kırılır, küser ve yorgun düşer.

Vatanımızın her karış toprağı değerlidir.

Geleceğimizi, ekmeğimizi borçlu olduğumuz üreten köylümüz, çiftçimiz kıymetlidir.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün dediği gibi;

”Üreten köylü milletin efendisidir.”

    1. Cahit Karaç Mayıs 5, 2017

    Yorum Yap