Tek Suçlu AKP mi

Yazıma Büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bir sözü ile başlamak istiyorum.

‘Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur ’demiş.

Oldukça hukuksuz ve adaletsiz bir referandum sürecinden geçtik.

Bu süreçte ve referandum günü yaşadıklarımız gözlerini gerçeklere kapatmayan arkadaşlar için hiç de sürpriz olmamıştır.

16 Nisan Referandum sürecine girildiği günden bugüne kadar Akp’nin yapabileceği sandık oyunlarından sürekli bahsedildi.

Bizlerde sosyal medyadaki paylaşımlarımızda dilimiz döndüğünce ve sesimizi duyurabildiğimiz kadarıyla olabilecekleri gerekli yerlere ulaştırmaya çalıştık.

Referandum sona erdi ve şu anda konuşulan sadece mühürsüz zarfların ve oy pusulalarının geçerli sayılması konuşulmakta.

Ben 16 Nisanda yaşanılan tek sorunun bu olmadığını düşünüyorum.

Sandıklara yazılan fazla seçmenler, Suriye vatandaşlarına kullandırılan oylar, sandıklar kapandıktan

sonra içeri sokulmayan müşahit ve sayıma katılmak isteyen vatandaşların içeri alınmaması sonucunda

; içeride neler yaşandığına dair şüpheler hafızalarda soru işareti olarak kalacaktır.

Peki referandum öncesinde bütün bunları dile getirmemize rağmen; bu konuyla ilgili neden somut bir sonuç alınamamıştır?

Bu konuda tek suçlu Kemal Kılıçdaroğlu’mudur?

Kılıçdaroğlu’nun yaptıkları affedilemez.

Biz bunların olacağını aylar öncesinden görürken, bir partinin genel başkanı nasıl göremez? Tabi ki suçludur.

Yukarıda da belirttiğim gibi gözlerini açık tutmayı başaran kişiler için Kılıçdaroğlu’nun yapmadıkları da sürpriz olmamıştır.

Asıl sürpriz olan kendisine umut bağlanan isimlerin bu süreçte ellerini taşın altına koymamaları nedeniyle, Kılıçdaroğlu’ndan hiçbir farklarının olmayışıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun artık gitmesi gerektiğini ve yerine umut olarak ismi geçen Muharrem İnce’nin geçtiğimiz günlerdeki açıklamasında ‘Bir oy memleketin kaderini değiştirebilir’ dediğini unutmadık.

Bir oyun memleketin kaderini değiştirebileceğini söyleyen Muharrem İnce kendisine referandum öncesinde sorulan seçsis hileleri için yaptığı açıklamada; gösterilen tepkilerin çok abartılı olduğunu, halkın sandıklara ve ıslak imzalı sandık tutanaklarına sahip çıkmasının yeterli olacağını söylemiş ve bizlere partinin bütün önlemleri aldığını belirtmişti.

Yine Chp’li mv.lerine ne önlem aldıkları sorulduğunda ; Seçim gecesi Chp genel merkezinde tüm hazırlıkların yapıldığı ve sandık kapanır kapanmaz kendilerine ulaşan ıslak imzalı tutanakların sisteme girileceği ve sonuçların buradan takip edileceğini belirtmişlerdi.

Durumun böyle olmadığını ise seçim gecesi canlı yayına katılan Aykut Erdoğdu’nun yaptığı açıklamada ‘Ellerine ulaşan ıslak imzalı tutanakların sisteme girişinin yapılacağını, sayım işlemi bittikten saatler sonra açıklıyordu’.

Oysaki günler öncesinde bizlere sandıklar kapanır kapanmaz ellerine ulaşan ıslak imzalı tutanakların Anadolu Ajansı ile birlikte sisteme girişinin yapılacağını söylememişler miydi?

Bir başka konuda ; günlerce Suriyeli vatandaşların özellikle yazlık yerlerdeki sandıklarda oy kullanacakları kulaktan kulağa dolaşıyordu.

Bu konu ile ilgili de hiçbir işlem yapılmaması kabul edilemezdi.

Ben Chp’nin yerinde olsam ilçe seçim başkanlıklarına emir vererek her sandık için görevlendireceği kişilerce ev ev, hane hane dolaşılarak fazla yazılan seçmenlerin en azından bir kısmının tespit edilebileceğini düşünmekteyim.

Peki bütün bunlar yaşanırken ortalarda adalet savaşçısı rollerine soyunan, kendilerinin Atatürk’ün askeri olduğunu söyleyen baro başkanları yaşanan bunca adaletsizliğe ve hukuksuzluğa rağmen; hukukçu olarak ne yapmışlardır?

Bir oy memleketin kaderini değiştirebilir diyenlerin gereken önlemleri almaması üzerine 1.350.000 civarında oyun fazladan verildiği söylenmekte.

Bizler vatandaş olarak yapmamız gereken görevleri fazlasıyla yaptık. Oyumuzu kullandık, sandıklara sahip çıktık, ıslak imzalı tutanakları parti merkezlerine vakit geçirmeden ulaştırdık.

Görevini yapması gerekenler görevlerini yapmadıkları için bir seçimden de Atatürkçüler olarak mağlup çıktık.

Bundan sonrası için tabi ki Kemal Kılıçdaroğlu istifa etmelidir.

Yerine geçecek ismin seçiminde gözlerimizi dört açarak Ulusalcı çizgide olacak kişiyi seçmemiz gerekmektedir.

İyi de bu nasıl olacak diyenlere büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün sözlerine bakmalarını tavsiye ediyorum.

Her konuda olduğu gibi büyük önderimiz bize ipucunu vermiştir :

‘Muhterem milletime şunu tavsiyeederim ki; Sinesinde yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki cevher-i asli’yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an bile feragat etmesin.’

diyerek bizlere gereken uyarıyı yapmıştır.

Bundan sonrası için bize sunulan isimlerin neleri yapıp neleri yapmadıkları tahlilini yaparak önerildikleri makamlara gelmelerini bu uyarılar ışığında yapmamız gerekmektedir.

Sedat DOĞRUER