Tarihin Altın Çocukları

Tarihin Altın Çocukları  

İnsanlar her zaman geleceklerinden kaygı duyarken nedenini fark etmezler ama bunun sebebi aslında geçmişte tezahür eden ve tanık olduğu olaylardaki yaşanmışlık yada izlenimlerdir.

Bireyselde  yakın geçmişten bahsederken, bunu büyütmek istersek toplumlarda bu tarih kavramı ile ortaya çıkar.

Buradan, tarihini (geçmişini) bilen insan ya da toplumların geleceğe bakışlarının daha net olacağı sonucu çıkar mı? Evet çıkar.

Ben bu konuda biraz bencillik yapıp, çok fazla hümanist olmadan sadece kendi toplumuma eğilmek istiyorum.

Geleceğimiz dediğimiz yavrularımıza tarihimizi yanlışlarıyla, doğrularıyla öğretmek, bunlardan dersler çıkarmasını sağlayıp ileride gelişen olaylara karşı daha temkinli, daha ileri görüşlü ve daha dimdik durmalarını; bunun sonucunda da gelişmiş, büyük ve yükselmeye muktedir bir toplum olmaları tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi bizimde asli görevimizdir.

Toplumumuzda çağımızın en büyük sorunu geçmişini çokta iyi bilmeyen bir neslin yetişmesinden kaynaklı kin, nefret ve beraberinde getirdiği bir çok çöküntü geleceğimizi tehdit etmektedir.

Yüzyıllardır süregelen birçok denge bozulmuş, gençliğimiz içki, fuhuş ve uyuşturucu batağına her geçen gün biraz daha saplanmaktadır.

Yani bizler çocuklarımızı kendi elimizle kör kuyulara atıyor, sonra o kuyunun başına geçip ağıtlar yakarak ağlar duruma geldik.

tarihTürk toplumunun öyle geniş öyle dolu bir tarihi var ki ne arkasında duramayacağımız bir olay nede utanılacak bir şeyimiz var.

Orta Asya’dan tutun da Selçuklulara, Osmanlıdan Türkiye tarihine kadar her şeyi öğretmekten korkmadan anlatmak, öğretmek zorundayız.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Çin Seddi ’nin yapılış nedenini bilmek onların hakkı.

Bizans ’ın Osmanlı ’ya olan saygı ve korkusunun nedenini bilmeli.

Bilmeli ki dünya siyasetinin gidişatında ne  kadar önemli bir faktör olduğunu ve misyonunu anlamalı.

Tarihinin utanılacak değil, gurur duyulacak olaylarla dolu olduğunu bilen bir nesli durdurmanın imkansız olduğunu, böyle bir toplumu kimsenin dizlerinin üstüne çökertemeyeceğini anlamalı.

Bu bilinci verdiğimiz çocuklarımız inanın ne geçmişte takılı kalıp sadece onlarla böbürlenir, ne de geçmişine bu kadar kin ve nefret duyar.

Öğrenilen olaylardan yola çıkarak karşılaştığı meselelerde daha iyi sentezler yaparak çözümler üretme becerisi gelişir. Sözün özü; dostunu düşmanını daha net görür.

Şimdi,’’biz onları okula gönderiyoruz, öğretsinler orada ’’dediğinizi duyar gibiyim..

Hayır efendim, bu düşünce yanlıştır. Bu eğitim ilk önce, toplumun en küçük çekirdeği olan ailede başlar.

’’Ama biz bilmiyoruz ki!

’’Evet,biz her şeyi elbette ki bilemeyebiliriz. Ama onların bu bilgilere ulaşabileceği bir sürü kaynağı ’’bizim yoktu, onların olsun’’ düşüncesiyle onların elinin altına vermiş durumdayız.

Her evde bilgisayar, internet, her semtin bir köşesinde kullanılmamaktan atıl duruma gelmiş kütüphaneler var.

Her şehirde artık kitap fuarları açılmakta, yazarlar ve araştırmacı bilim adamlarımız durmadan gençlerimizin dikkatini çekebilmek ve öğretebilmek için yeni yöntemlerle kitaplar çıkarmaktadır.

Sadece yönlendirelim onları okumaları için. ’’Biz Fatih’in nesliyiz deyip kesip atmayalım.

Ya da bırakın Atatürk ’ü onlar kendi çabalarıyla öğrensin.

Birileri hakkında yada tarihte olan olaylar ve şahıslar hakkındaki engin fikirlerimizi kendimize saklayıp, okuyarak araştırarak öğrenmelerini sağlayalım.

Yeri gelmişken tarihten küçük bir anektodla yazımı bitireyim;

Mete Han Çin ordusu ile karşı karşıya gelmiştir.

Etrafı gözetmek için veziriyle bir tepeye çıkar ve bakar ki Türk ordusu Çin ordusu karşısında bir avuç karınca gibi duruyor, veziri Mete’nin geri çekileceğini düşünerek Mete’ye sorar:

Ne düşünüyorsunuz efendim?

Mete Han vezirine dönerek :

Bu kadar Çin ‘liyi ben nereye gömeceğim? diye cevap verir.

Gelecek nesillerimize geçmişimizi öğretmekten korkmayalım.

Çok büyük bir hazinemiz var ve bu hazineyi, çocuklarımıza en güzel ve en değerli mirasımız olarak bırakalım..

Tüm halkıma saygılarımla..