Castro Ölmeden Önce Küba 3

Museo de la Revolucion – Devrim Müzesi

Devrim öncesi Batista’nın sarayı, devrimden sonra 1959 dan 1965 ‘e  kadar, Devlet ve Bakanlar Kurulu ve 1965 yılında, Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Köşkü olarak kullanılmış.

1974 yılında, Küba Devrimine  adanmış bir müze haline getirilmiş.

2010 yılında ise  Ulusal Anıt olarak Kabul edilmiş.

Gerçi binanın yapım tarihi 1909 yılına kadar uzanıyor, mimarisi Belçikalı ve Kübalı mimarlarca tasarlanmış.

İç mimarisi ise dünyaca ünlü Tiffani şirketi  tarafınca yapılmış.

Versay sarayının aynalı salon diye bilinen, salonun birebir kopyası da inşaa edilmiş ve bugüne kadar bozulmadan muhafaza edilmiş.

Sarı mermer ve altın kabartmalar kullanılmış duvarlarda.

1918 yılında başkanlık sarayı olarak kullanılmış. Binaya ait bu kadar tarihi bilgi yeter sanırım…

Müzeden içeri girince ücretsiz olarak elinizde ki eşyaları bırakabileceğiniz bir vestiyer var.

Müzeye giriş kişi başı 8 CUC.

İlk girişte Costronun demirden yapılmış portresini görüyorsunuz ki Fidel Castro’nun her hangi bir yerde büstünü  görmek imkansız.

Girişte sizi Che Guevara ve Camilo Cienfuegos’un gerçek boyutta balmumu heykelleri karşılıyor.

Üst kata çıkıyoruz devrime ait tüm fotoğraflar, gazeteler, devrimcilerin, botları, askeri kıyafetleri, savaş aletleri, daktilo, radyo kısaca herşeyi görmek mümkün.

Tüm bilgiler İngilizce ve İspanyolca olarak verilmiş.

Küba Devrim süreci; 26 Temmuz 1953’te sabaha karşı 135 gerillanın Santiago de Cuba’daki Moncada Kışlası’na yaptıkları saldırıyla başlar.

Saldırının ardından aralarında Fidel Castro ve Raul Castro’nun da olduğu gerillalar yakalanır.

Fidel Castro 15 yıl hapis cezası alır “ Tarih beni beraat ettirecektir” dediği o ünlü savunmasını  müzede görebileceğiniz  daktiloyla yazar.

Mahkemedeki fotoğrafı ve savunmasını da tam boy görebilirsiniz.

Batista artan baskılarla 1955’te Moncada baskıncıları dahil bütün politik mahkumları serbest bırakır.

Fidel ve Raul Castro Meksika’ya sürgün edilir, burada sürgün edilmiş diğer Kübalılarla tanışıp örgütlendiler.

Castro, Arjantinli genç doktor olan Ernesto Che Guevara ile burada  tanışır, Che de onlara katılır.

Kübalı eski askeri lider devrimci Alberto Bayo tarafından eğitilirler. 1956’da Fidel Castro önderliğindeki 82 kişi, 12 kişilik Granma yatı ile Küba’ya giderek Sierra Maestra dağlarına çıkarak direnişe başlarlar.

Batista rejiminin yakaladığı devrimciler üzerinde kullandığı işkence aletlerinden bazılarını da görmek mümkün. Kullandıkları tüm silah ve mühimmat gibi.

1956’dan 1958’in ortalarına kadar Fidel Castro, Ramos Latour, Frank Pais, Huber Matos ve diğerlerinin yardımıyla Sierra Maestra dağlarındaki Batista garnizonlarına başarılı saldırılar düzenlerler.

Batista kontrolü kaybetmemek için Küba’daki şehirlerde kanlı tepkiler verir.

Che Guevara ve Raul Castro da dağlarda Batista yanlılarına ve Castro düşmanlarına karşı savaşmaya devam ederler. Savaş planları ve haritalar da müzede sizleri bekliyor.

Bu zaman diliminde Castro ve ekibi yaklaşık 200 kişiden oluşuyorken Küba ordusu ve polis gücü 50.000 kişilik rakama sahip.

Batista ordusu ,savaşmaya pek istekli değildir.

Batista güçleri için diğer bir sorun ise Birleşik Devletler tarafından 14 Mart 1958’de konulan ambargo.

Küba Hava Kuvvetleri uçakları tamir ettiremiyor ya da yedek parça alamıyor.

Batista güçleri sonunda Verano Operasyonuyla dağlara şiddetli biçimde saldırmaya başlar.

12.000 asker Castro’nun kararlı savaşçıları tarafından püskürtülür.

11 Temmuz’dan 21 Temmuz’a kadar süren La Plata Muharebesi’nde Castro’nun güçleri 240 kişiyi esir alırken sadece 3 kişi canını kaybeder.

29 Temmuzda General Cantillo’nun tuzağına düşen Castro ve savaşçıları yaklaşık 70 kişiyi yitirir.

Castro 1 Ağustos’ta geçici ateşkes önerir ve Cantillo kabul eder.

Pazarlıklar sürerken Castro savaşçılarını tekrar dağlara taşır ve operasyonu en az kayıpla bitirir.

Verano Operasyonu Batista hükümeti için başarısızlıkla sonuçlanır.

Batista saldırısı başarısızlığa uğratıldıktan sonra 21 Ağustos 1958 tarihinde Castro güçleri saldırmaya başlar.

Fidel Castro, Raul Castro ve Juan Almeida komutanlığındaki Oriente bölgesinde 4 cephe kurulur.

Batista saldırısı sırasında ele geçirilen cephaneler oldukça işe yarar ve Castro güçleri zaferler kazanmaya başlar.

Che Guevara, Camilo Cienfuegos ve Jaime Vega kumandanlığındaki 3 ekip Santa Clara’ya doğru ilerler.

Jaime Vega ekibi yok edilir.

Kalan iki grup kentlere ulaşarak Castro kumandanlığında olmayan direniş örgütleriyle birleşir.

Cienfuegos 30 Aralık 1958’de Yaguajay  Çarpışma’sını kazanarak önemli bir başarı elde eder.

31 Aralıkta Santa Clara şehri Che Guevara, Cienfuegos ve William Alexander Morgan güçleri tarafından ele geçirilir.

Bu haberle Batista paniğe kapılır ve 1 Ocak 1959’da uçakla Dominik Cumhuriyeti’ne kaçar.

Fidel Castro, Batista’nın kaçtığını öğrenir ve Santiago de Cuba’yı almak için görüşmelere başlar.

2 Ocak’ta Albay Rubido askerlerine Castro güçleriyle savaşmamalarını emrederek  ve şehiri ele geçirirler.

Che Guevara da Cienfuego’a aynı saatlerde girer.

Santa Clara’dan Küba’nın başkenti Havana’ya gelen Castro  hiçbir güçle karşılaşmaş ve  6 Ocak’ta Havana’ya ulaşır ve Küba’nın yeni lideri artık Fidel Castrodur.

Tüm bu betimlemelere  ve yazılı tarihe müzede canlı şahit oluyorsunuz.

Batista kaçıyor yazılı dev posteri de görmek mümkün.

Küba Devrimi zafere ulaştıktan sonra Küba toplumunun ekonomik ve sosyal hayatında çok önemli değişiklikler gerçekleşir.

Başta United Fruit Company, Shell ve ITT gibi yabancı işletmelerin kamulaştırılması, toprak reformunun gerçekleştirilmesi gibi uygulamalar, yoksul halkı rahatlatır.

Adada büyük yatırımları bulunan ABD, Castro yönetimini devirmek için çeşitli girişimlerde bulunur.

Ve meşhur Domuzlar Körfezi çıkartmasını yapar.

Gelelim tanıdık ve bizler için çok önemli olan şairimiz Nazım Hikmet’e :

Che Guevara sevgilisine yazdığı bazı mektuplarda sevgilisine ‘’ Birtanem  ‘’ diye hitap eder !

ve devam eder bu sözcüğü Nazım Hikmet’in şiirlerinden aldım der.

Ayrıca başka bir mektubunda – Bundan böyle tıpkı Hikmet’in yaptığı gibi, ölümümü rahatsız edici bir olgudan daha fazlası olarak değil, yarım kalmış bir şarkının acısı olarak göreceğim.”  Der.

Che’nin not defterlerinin arasında kim bilir neler vardır; bunlarda müzenin cemakenları arkasında saklanan birer sır gibi.

Ve Nazım Hikmet 12 Mayıs 1961 de Devrimci hükümetin davetlisi olarak Havana’ya gitmiş.

Bu gezi sırasında Castro veya Che ile görüştüğüne dair hiç bir bilgiye sahip değilim.

Sadece dönemin ünlü şair ve ressamları ile tanışarak devrimi gözlemler.

Hatta bu süre zarfında  şiirler de kaleme almıştır.

Havana Röportajı adlı şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum.

HAVANA RÖPORTAJI

956’nın Kasımında

Fidel de içlerinde

82 kişi Granma gemisinden denize indi

956’nın Kasımında Küba kıyılarına sokulan Granma gemisinden denize inip

yarı bellerine kadar suya gömülü

ve silahlarını başlarının üstüne tutarak

ve ansızın

ve bir anda açılan top ve mitralyöz ateşi altında karaya çıkıp

ve karanlıkları polis köpekleri gibi koklayan araştıran ışıldaklardan sakınarak

ve sarıldınız teslim olun seslerini

ve iri kurbağaları çiğneyip bataklıklara

ve şekerkamışı tarlalarına dalarak

ve palmiyelerle hindistan cevizi ağaçlarının ardı sıra tepeleri tırmananlar

Sierra Dağı’nda buluştu

Fidel de içlerinde 82’nin 12’si sağ kalmıştı

Fidel de içlerinde 12 kişiydiler 56’nın Kasımında

Fidel de içlerinde 150 kişiydiler Aralığında 56’nın

Fidel de içlerinde 500 kişiydiler Şubatında 57’nin

Fidel de içlerinde 1000 oldular 5000 oldular

Fidel de içlerinde

bir milyon yüz milyon bütün insanlık oldular

yıktılar Batista’yı 959’un ocağında

ve 50 binlik orduyu

ve şekerkamışı milyonerlerini

yerlisini de yankisini de

ve tütün ve kahve milyonerlerinin

yerlisini de yankisini de

ve kışlaları

ve önlerinde cesetler çürüyen karakolları

ve eroin toptancılarını

ve kumarhaneleri

ve Birleşik Amerika Devletleri hava deniz ve kara kuvvetlerini

ve Birleşik Amerika Devletleri dolarını

ve Küba’nın havasında ağır çiçek kokularına karışık leş kokusu dağıldı.

Tarihi şiir olarak aktarmış bizlere Usta .

Müze de büyük bir bölüm ulusal Kahraman olan Jose Marti’ye ayrılmış.

Çalışma odası , toplantı odası ve diğer bölümleri olduğu gibi görmek mümkün.

Duvarlarda İspanyol koloniyel dönemine ait ünlü ressamların büyük ebatlarda yağlı boya tabloları da bulunmakta.

Tavan resimleri ise ayrı bir görsellik sergiliyor.

Granma yatının maketi ve birçok ünlü ismin mermer büstleri de müzeye zenginlik katmış.

En ilginç bir diğer bölümse, Batista’ya devrimi yapmak konusundaki katkılarından dolayı, Baba Bush’a devrimi pekiştirdiği için, Oğul Bush’a sosyalizmi vazgeçilmez kıldığı için ve Ronald Reagan’a ise devrimi güçlendirdiği için teşekkür ediliyor.

Bizde ki karikatüristlerin ve karikatürk dergilerinin başlarına gelenlerle kıyaslayınca , ister istemez acı bir tebessüm ediyoruz.

Biz müzeyi gezmeye doyamadık tam 3 saatimizi ayırdık, eminim gene de gözümüzden kaçan önemli  birşeyler vardır.

Bir tam gününü ayırmak isteyenler için doyumsuz bir müze.

Müzenin Bahçe kısmında ise çıkartmanın yapıldığı Granma yatı, döneme ait tank ve uçaklar sergileniyor.

O bölümde tadilatta olduğu için içeriye giremiyoruz, uzaktan bir kaç kare fotoğraf çekip meydanın karşında ki heykele doğru yürüyoruz…