İstanbul Kütüphaneleri

İstanbul Kütüphaneleri

Bu yazımda İstanbul’ da inanılmaz az sayıda olan kütüphanelerin tarihçe ve iletişim bilgilerini paylaşacağım.

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI – BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ

Tarihçe

Ülkemizin devlet eliyle kurulan ilk kütüphanesi olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, 24 Haziran 1884 tarihinde, Beyazıt Külliyesi’nin İmaret kısmında hizmete açılmıştır.

Açıldığında “Kütüphane-i Umûmî-i Osmanî”  olan adı, 1961 yılında toplanan VII. Milli Eğitim Şûrasında alınan kararla “Beyazıt Devlet Kütüphanesi” olarak değiştirilir.

İstanbul’un çeşitli yerlerindeki Vakıf kütüphanelerinde bulunan koleksiyonların bir araya getirilmesi ve “bazı cami, türbe ve kenar mahallerde mahv ve telef olunan kitapların zayiinin önlenmesi, hem de ehil ve erbabının istifadesine sunulması” amacıyla devlet tarafından bir “Milli Kütüphane” kurulmak üzere  harekete geçildiğinde, kütüphane için uygun bir yer aranır.

Merkezi bir yer olması düşünüldüğünden Beyazıt İmareti uygun bulunur.

Fatih’in oğlu Sultan II.Beyazıt tarafından 1501-1506 yılları arasında yaptırılmış olan, toplam 17 kubbeden oluşan  İmaretin 6 kubbeli bölümü, zamanın padişahı II.Abdülhamit’in direktifleri ile restore ettirilir.

Raflarına yerleştirilen bir takım “Naima Tarihi” ile hizmete açılan kütüphane, daha sonra Beyazıt Camii’nden getirilen, etraftan toplanan, satın alınan ve bağış yoluyla gelen kitaplarla kısa bir sürede dolar.

Zamanla, özellikle de 1934 yılında Atatürk’ün emriyle çıkartılan “Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu” gereğince Türkiye’de basılan her türlü yayından bir adedi Kütüphaneye verildiğinden yer sıkıntısı başlar.

Bu nedenle 1948 ve 1953 yılarında İmaretin diğer bölümleri de Kütüphaneye dahil edilir.

Koleksiyonun hızla zenginleşmesi ve buna paralel olarak okuyucu sayısının da artmasıyla hizmet alanlarının genişletilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Bu nedenle  bitişikte bulunan, 1867-1876 yılları arasında yapılmış olan Eski Dişçilik Okulu binası da, Kütüphane’nin o zamanki müdürü Muzaffer Gökman’ın üstün çabalarıyla kütüphaneye tahsis edilmiş ve restorasyonun ardından 1 Nisan 1988 tarihinde törenle hizmete açılmıştır.

Kütüphane, yurdumuzda kütüphanecilik alanında pek çok “ilk” lerin uygulamaya konulduğu bir kütüphanedir.

Kütüphanelerimizde ilk cilt atölyesi ve matbaa Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde kurulmuştur.

Yine 24 Nisan 1952 tarihinde Kütüphanenin bir bölümünde Türkiye’de ilk  defa tam donanımlı “Beyazıt Çocuk Kütüphanesi” açılmış ancak sonraki yıllarda oluşan yer darlığı nedeniyle 1961 tarihinde kapatılmak zorunda kalınmıştır.

Kurulduğu yıllarda, en az yarım asır önce, modern kütüphanecilik alanında uygulanılmaya başlanan modern kataloglama çalışmalarına ilk kez Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde başlanmıştır.

Günümüzde ise Kütüphanemizin 1999 Marmara depremi sonrası zarar gören İmaret binası onarımda olup, çağdaş kütüphanecilik anlayışı doğrultusundaki  hizmetler, yeni bina olarak adlandırılan Eski Dişçilik Okulu binasında  verilmektedir.

Modern depoları, okuma salonları ve diğer hizmet alanları ile yeni bina, okuyucu ve araştırıcılara büyük ölçüde kolaylık sağlamıştır.         

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://www.beyazitdevletkutup.gov.tr/

 

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı – Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi
Tarihçe

Süleymaniye Külliyesi’nin birinci ve ikinci medreselerinin kitaplık haline getirilmesiyle meydana gelen, değerli yazma ve basma eser koleksiyonlarının bulunduğu Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, İstanbul’un çeşitli semtlerinde mevcut kütüphanelerdeki kitapların bir araya toplanmasıyla oluşmuştur.

Büyük çoğunluğu İstanbul’da bulunan, Anadolu’nun çeşitli vilâyetlerinde kurulan ve hemen hemen tamamı vakıf olan kütüphaneler, çeşitli sebeplerle kendi binalarını ve içindeki kitapları koruyamaz veya hizmet veremez hale gelince Evkaf Nezâreti kıymetli eserleri bir binada toplamaya karar vermiştir.

Bazı kitaplar, I. Dünya Savaşı sebebiyle 1914 yılında Sultanselim’de Medresetü’l-mütehassısîn’e nakledilmiştir (İlmiyye Salnâmesi, s. 191). Bununla birlikte yeni bina arayışları sürmüş, eski sadrazamlardan Âlî Paşa’nın Mercan’da yanan konağının arsası üzerine bir kütüphane yapılması düşünülmüşse de malî imkânsızlık yüzünden bu gerçekleşmemiştir.

Nihayet kitapların Süleymaniye medreselerinde toplanmasına karar verilmiş, Medresetü’l-mütehassısîn’e götürülen kitaplar Süleymaniye Camii içindeki kitaplarla birlikte külliyenin ikinci medresesine konulmuştur.

Böylece 1918 yılında Süleymaniye Umumi Kütüphanesi ortaya çıkmıştır. Kütüphaneye Süleymaniye adının verilmesinde, içerisinde bulunduğu külliyenin yanı sıra camiden gelen ve kütüphanenin çekirdeğini oluşturan Süleymaniye koleksiyonunun da payı vardır.

Süleymaniye Külliyesi’nin tesisi sırasında burada kütüphane binası yoktu. Vakfiyede, “Medâris-i mezbûreye kütüb tedârik olundukta hâfız-ı kütüb ve kâtib-i kütüb vüzerâ-i izâm-i zevi’l-ihtirâm ma‘rifetiyle ta‘yin ve vazifeleri tebyin oluna” denilmektedir (Süleymaniye Vakfiyesi, s. 42). Külliyenin 1557’de hizmete açılmasından birkaç yıl sonra buraya saray kütüphanesinden bazı kitapların gönderilmeye başlandığı, böylece kütüphanenin temellerinin atıldığı belirtilmektedir.

Zamanla caminin içinde biriken ve giderek çoğalan kitaplar, I. Mahmud devrinde Sadrazam Köse Mustafa Bâhir Paşa zamanında 1165’te (1751-52) cami içerisinde sağ taraf revak altı demir parmaklıklarla çevrilerek oluşturulan yere konulmuştu.

Devr-i Hamîdî fihristleri adıyla bilinen seriden olan Defter-i Kütübhâne-i Süleymâniyye adlı eserde (İstanbul 1310) kütüphanenin tesis tarihi 1280 (1863-64) diye kayıtlı ise de aynı fihristin sonunda yer alan, “… hulâsa defterinde muharrer olduğu veçhile bin iki yüz seksen tarihinde yazılıp kütüphanede bulunan deftere tatbiken …” ifadesinden bunun kitapların deftere kayıt tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

Bugünkü Süleymaniye Kütüphanesi kurulurken cami içerisindeki kütüphane yanında Medresetü’l-mütehassısîn’e nakledilen Âşir Efendi, Beşir Ağa, Çelebi Abdullah Efendi, Çorlulu Ali Paşa, Damad İbrâhim Paşa, Esad Efendi, Hâfız Ahmed Paşa, Kılıç Ali Paşa, Lâleli, Mesih Paşa, Molla Çelebi kütüphaneleri 1918’de bir araya getirilmiştir.

Kütüphanenin ilk müdürü Kırım muhacirlerinden Mûsâ Akyiğitzâde, ikinci müdür Cevdet Bey’dir.

Vakıflar tarafından yönetilen kütüphaneler, 1924 yılında Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile Maarif Vekâleti’ne bağlanınca cami, tekke ve medreselerde bulunan kitaplıklardan bazıları Süleymaniye Umumi Kütüphanesi’ne, diğerleri kendi bölgelerine yakın Eyüp’te Hüsrev Paşa, Çarşamba’da Murad Mollla, Lâleli’de Râgıb Paşa, Üsküdar’da Hacı Selim Ağa kütüphanelerine nakledilmiştir.

Küçük ölçülerde yapılmış, bazılarının memur odaları dahi olmayan bu kuruluşlar yeni gelen kitaplar sebebiyle işlev göremez, kitapların bakımını yapamaz hale gelince bunlar da Süleymaniye Külliyesi ikinci medresesine getirilmiştir.

Birinci medrese önce, Hamdullah Subhi’nin (Tanrıöver) Maarif vekilliği zamanında Halil Ethem Bey’in başkanlığında kurulan heyet tarafından Ankara Etnografya Müzesi için biriktirilip hazırlanan müzelik eşyaya ayrılmışken Ankara’da Etnografya Müzesi binasının yapımı tamamlanıp koleksiyon 1927’de oraya gönderilince burası Süleymaniye Kütüphanesi Müdürlüğü idaresine verilmiştir.

Birinci medresenin güneye doğru uzantısında yer alan sıbyan mektebi de 1957’de çocuk kütüphanesi olarak hizmete açılmış, ancak çevrenin iş yerlerine dönüşmesi üzerine bu kütüphane 1980’de kapatılmıştır.

Kütüphane oluştuktan sonra meslek içi eğitim kurslarının ilki 15 Eylül 1341 (15 Eylül 1925) tarihinde açılmış, kursta İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi müdürü Ethem Fehmi (Karatay) ve müfettiş Ahmed Tevfik Bey ders vermiştir.

Zamanımızda Süleymaniye Kütüphanesi, Türk-İslâm kültürünün ana kaynaklarından olan yazma ve Arap harfli eski basma eserleri bünyesinde barındıran, yerli ve yabancı araştırmacılara uluslararası düzeyde hizmet veren bir kuruluş durumundadır.

İçerisinde hayır sever kişilerin ve Fâtih, Hamidiye, Sultan Ahmed, I. Mahmud tarafından kurulan Ayasofya ve Lâleli gibi padişah kütüphanelerinin de bulunduğu 152 koleksiyon mevcuttur.

Kütüphanede cilt, tezhip, minyatür, hat ve ebru gibi geleneksel sanatların en güzel örneklerini görmek mümkündür.

Bu eserler içerisinde tarihi çok eski, müellif hattı, dünyada tek nüsha veya sultanlara ithaf edilmiş çok değerli yazmalar bulunmaktadır.

Kütüphaneye satın alma veya bağış yoluyla gelen kitapların işlemleri tamamlandıktan sonra bunların “yazma bağışlar”, “basma bağışlar”, “yabancı diller” bölümlerine kayıtları yapılmaktadır.

Bağış olarak gelen kitaplar belirli bir sayının üzerinde olursa bağış yapanın adına bölüm açılır.

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://www.suleymaniye.yek.gov.tr/

T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI – ORHAN KEMAL İL HALK KÜTÜPHANESİ
Tarihçe :

Fatih İlçesinde Beyazıt’ ta Ordu Caddesi üzerinde bulunmaktadır.

Cephesi Beyazıd’dan Laleli’ye inen cadde üzerinde olan bu hanı, Sekbanbaşı Yakup Ağa Camii ve Kalaycı Şevki Sokakları çevrelemektedir.

Batısında ise, Hasan Paşa Hanı bulunmaktadır. Simkeşhâne, 1463 tarihli kitabesiyle önemli olup, fetihten sonra İstanbul’da inşa edilen ve Fatih tarafından inşa ettirilen yapılardandır ki, sadece üç yapı (Fatih Külliyesi, Galata Bedesteni ve Simkeşhâne) günümüze ulaşabilmiştir.

Simkeşhâne’nin bulunduğu alan, Bizans döneminde ortasında I. Theodosius’a ait üç gözlü bir Zafer Takı olan Tauris Forumu idi.

Fetihten sonra, harap olmuş bu alana Fatih’in Sekbanbaşısı Yakub Ağa bir cami inşa ettirmiştir. Bu caminin yanına Fatih Sultan Mehmet (1470-1475) sikke basılan bir darphane yaptırmıştır.

Fatih’in fetihten sonraki ilk altın sikkeleri burada kesilmiştir.

Evliya Çelebi, Fatih’in bir rahibin evinin yıkıntıları üzerine bu darphaneyi yaptırdığını yazmaktadır.

Darphanebinası, 1645,1660, 1683 yıllarındaki büyük üç yangından ve depremlerden büyük zarar görür. IV. Mehmet’in (1648-1687) karısı ve III. Ahmet’in (1703-1730) annesi (Emetullah) Râbi’a Gül-Nûş Vâlide Sultân, (ölm.1715) 1707’de, bu iyice harap olmuş binayı sarayın baş mimarı Mehmet Ağa’ya adeta yeniden yaptırmış ve adını da değiştirerek “Simkeşhâne-i Âmire” koymuştur. Bu inşaat sırasında üst kısmını değiştirmiş bir sebil, çeşme, sıbyan mektebi ve mescit ilave ederek 18. inci yy. görüntüsünü kazandırmıştır. Cepheye ilâve ettiği dükkânlar ve arkadaki mekânda, altın ve gümüş sırma çeken esnaf toplanmıştır.

Darphane ise, 1726 da Topkapı Sarayı içinde yapılan yeni binaya taşınarak, para basma işi Simkeşhâne’den çıkartılmıştır.

Bina hakkında bilgi veren Hadikatü’l Cevami’de, (Emetullah) Râbi’a Gül-Nûş Vâlide Sultân tarafından sim üretilen yer olarak belirtilmekte ve ortasında üst üste iki mescit mekânından, alttakinin Fatih’e, üsttekinin ise (Emetullah) Râbi’a Gül-Nûş Vâlide Sultân’a ait olduğu öğrenilmektedir.

1826 yılındaki bir yangında tekrar zarar gören bina, 1867’de yeniden onarılır.

1913 yılında çok harap olmuş bina, adeta terk edilse de 1926 yılına kadar bazı yerleri kullanılır.

1958 yılında Beyazıt-Aksaray yolunun genişletilmesi sırasında, Simkeşhâne binasının giriş cephesi olan kuzey kanadı yıktırılmıştır.

Ne yazık ki bina, yapılan bu uygulama ile özgün görünümünden çok şey kaybetmiştir.

Simkeşhâne, 18. yüzyılın başındaki plan kuruluşuyla, Fatih dönemi hanlarından ayrılmaktadır.

Fatih ve sonrasında inşa edilen hanlar ve kervansaraylarda revaklı bir avlu etrafında yer alan mekânlar şeklindeki plan uygulamasına uymaz.

Simkeşhâne’nin cephesi İstanbul Hanlarının genel dış örgü yapısı gibi tuğla hatıllı taştan yapılmıştır.

Tuğla örgü cephe dışında revaklarda, pencere kemerlerinde ve örtü sisteminde kullanılmıştır.

Taş ise cephede, pencere söve ve hatıllarında, bindirmelikleri taşıyan konsollarda payelerin örgü sisteminde görülmektedir.

Restitüsyon plânına baktığımızda üç katlı ve avlulu olan orijinal yapının yola uyma nedeniyle cephede kırık bir hat olarak uzandığını görmekteyiz.

Yuvarlak taş kemerli girişin üzerinde taş konsollarla taşınan bir bindirmeliği vardır.

Giriş beşik tonozlu bir geçitle avluya bağlanır. Bu geçidin iki yanında yer alan mekânların geçide açılan birer kapı ve penceresi ile ocak nişleri vardır.

Hanın batı kanadı ve sebili yola gitmiştir.

Simkeşhane’nin mevcut restitüsyon planı, dış hatlarıyla çeviren sokakların kenarlarına uymaktadır.

Plan kuruluşuyla yapı, yamuk bir avluyu üç yönde çevrelemekte ve üç kat olarak inşa edilmiş bulunmaktadır.

Caddeye açılan ana girişi sol tarafa yakın olup, beşik tonozlu giriş mekânı, beşik tonoz örtülü bir koridora bağlanır.

Bu koridorlara iki tarafta birer kapı pencere ile aynalı tonoz örtüye sahip mekânlar sırası açılmakta, bu mekânlar dış cephelere açılan ikişer pencereye ve birer ocak nişine sahip bulunmaktadırlar.

Üç yöndeki koridorlara çıkılan katları birbirine bağlayan ikişer merdiven bulunmaktadır.

Simkeşhâne’nin batı kanadı, hacim olarak mevcut değildir.

Ancak kuzey güney yönündeki avlu duvarına bağlanan ve gene beşik tonozlu bir koridora aynı özellikle mekânın sıralarının açıldığı bir yapı bloğu, avlunun içinde doğuya doğru uzanarak yer alır.

Simkeşhâne, cepheleriyle bir sıra hafif tuğla-derz dokulu sivri kemerli dükkânlara sahiptir.

Eski bir resminden ve yenileme sırasında çekilen fotoğraflarından, yapının dokusunu ve orijinal özelliklerini tanımak mümkün olmaktadır.

Cephesinde yer alan üç cepheli, sütunçeli ve sivri kemerli mermer taş kaplamalı sebil de kuzey kanadıyla birlikte ortadan kalkmıştır.

Bu cephede doğu mekânı ile kapı üzerindeki mekân taş konsollarla dışa taşan bir şekilde inşa edilmiştir.

Yapı mevcut cephelerinde dükkân sıraları üzerindeki bir sıra taştan dikdörtgen söveli sivri kemerli ve kemer içi enine tuğla derz dokulu pencerelerle katlar dış cephelerde ifadesini bulurken, duvar dokuları da bir sıra taş, iki sıra tuğla-derz olarak örülmüştür.

Yay kemerli kapı ve taş kaplamaları, üst mekân çıkmasının taş konsollarıyla cephede anıtsal bir ifadeyle yerini almıştır.

Simkeşhâne’den arta kalan bölümler, 1964’lü yıllarda, Prof. Bedii N. Şehsuvaroğlu ile birlikte, şehrin ileri gelenleri kütüphane olarak düzenlemek istemiş ve “İstanbul Şehir Kütüphanesi Kurma ve Yaşatma Derneği”ni kurmuşlardır.

Başkanlığını Prof. Bedii N. Şehsuvaroğlu’nun üstlendiği dernek, binayı İstanbul Belediyesi’nden 49 yıllığına kiralayarak onarım çalışmalarına başlamış, daha sonra Kültür Bakanlığı’nın da katkıları ile 1976 yılında onarım tamamlanmıştır.

Bu çalışmalar sırasında kazılardan çıkan Tauris Forumuna ait parçalar bir Açıkhava Müzesi şeklinde yerleştirilmiş, yapının var olmayan ön kanadının bulunduğu yere de bir sıra dükkânın bulunduğu bir pasaj yapılmıştır.

Daha önce Fatih Millet Kütüphanesi binasında bulunan İstanbul İl Halk Kütüphanesi 16 Kasım 1981 tarihinde Simkeşhâne binasına taşınmıştır.

11 Aralık 2001 tarihinde, Kültür Bakanlığı onayı ile yazar Orhan Kemal’in adı verilen kütüphane, halen aynı yerinde il halk kütüphanesi olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

istanbulkutup.gov.tr

Türkiye Diyaner Vakfı – İslam Araştırmaları Merkezi

Tarihçe : > http://www.isam.org.tr/index.cfm?fuseaction=objects2.detail_content&cid=3&cat_id=1&chid=1

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://www.isam.org.tr

Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı – Millet Yazma Eser Kütüphanesi

Tarihçe : http://www.milletkutup.gov.tr/index.html

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://www.milletkutup.gov.tr/duyurular.html

Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi

Tarihçe :

Robert Kolej 1863 yılında Dr. Cyrus Hamlin tarafından kurulduğunda, kütüphanenin ilk kitapları olan Harvard Üniversitesi’nin 200 kitaplık bağışı Bebek’te eski bir binaya yerleştirilerek Kütüphane’nin ilk temelleri atılmıştır.

Daha sonra Dr. Hamlin tarafından işe alınan ilk iki profesörden biri olan Rev. Henry Albert Schauffer’ın toplam $2.000’lık kitap alımıyla geliştirilen koleksiyonun kitap sayısı, Kolej 1871 yılında şimdiki kampüse taşındığında 5.000’e ulaşmış, kitaplar da Hamlin Hall’e yerleştirilmiştir.

1897 yılında Kaspar Tüygil, Robert Koleji’nden mezun olduğunda Başkan Calep Gates tarafından kütüphaneci olarak atanmış ve 55 yıl bu görevi yapmıştır.

Kaspar Tüygil, 1892 yılında yapılmış olan Albert Long Hall binasının birinci katını kütüphane olarak açmış, fakülte odalarında ve diğer binalarda dağınık olan kitapları da toplayarak ilk defa kayıt, kataloglama ve ödünç işlemlerini başlatmıştır.

1920 yıllarından itibaren artan kitap sayısı nedeniyle bu mekanda da yetersiz kalmış, 1931 yılının baharında kütüphane binası olarak yapımına başlanan Van Millingen Hall binası 1932 yılında tamamlanmıştır.

bogazici kutuphane

Kaspar Tüygil

İtalyan Rönesans stilinde tasarlanmış ve avlunun etrafındaki diğer kolej binaları gibi aynı mavi kireç taşından inşa edilmiş olan Van Millingen Hall’ün dış duvarları beton yerine çelik çerçevelerle desteklenmiştir.

Kampüs meydanı etrafındaki binaların seviyesinde önden iki kat ve girişin altında yer alan 3 katla birlikte toplam 5 kat olarak inşa edilen bina $75.000’a mâl olmuş, bu paranın yarısı en son Mütevelli Heyeti yönetim kurulu başkanının dul eşi Mrs. John S. Kennedy tarafından bağışlanmıştır.

Kütüphane binasına adı verilmiş olan ve İstanbul’un Bizans anıtları hakkında kitaplarıyla ünlenmiş Alexander Van Millingen (1840-1915), Robert kolejinde tarih profesörü olarak görev yapmıştır (1878-1915).

Profesör Van Millingen öldüğünde tüm kitaplarının ve 1.000 İngiliz Lirasının kütüphaneye bırakılmasını vasiyet etmiştir.

Van Millingen’in kitapları Yakın Doğu Koleksiyonu’nun temelini oluşturmuştur.

Başlangıçta yalnızca Kütüphane binası olarak inşa edilmiş Van Millingen Hall binası, Robert Kolej’in müdürünün ofisi olarak ve fakülte toplantıları için de kullanılmış, 1960’ların başına kadar da kütüphanenin ana okuma odası olarak hizmet vermiştir.

Kaspar Tüygil’in göreve geldiğinde birkaç bin olan ve 1952 yılına kadar 40.000’e ulaştırdığı kitap sayısı, 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi kurulduğunda 100.000’i geçmiştir.

Kütüphane, mevcut binanın yetersiz kalması sonucu 1983 yılında Kuzey Kampüs’teki yeni binasına taşınmıştır.

Uzun yıllar kütüphane olarak hizmet vermiş olan Van Millingen Hall binası bugün Rektörlük ve yönetim ofisleri binası olarak hizmet vermekte olup en üst katındaki Rektörlük Toplantı Salonu raflarına yerleştirilmiş bazı eski sayılardan oluşan süreli yayınlarla önceki işlevinin hatırasını yaşatmaktadır.

bogazici kutuphane

bogazici

1983 yılında tasarımını, Türkiye’de çağdaş mimarlığın önde gelen temsilcilerinden Sevinç ve Şandor Hadi’nin yaptıkları yeni ve özgün binasına taşınan kütüphane koleksiyonu, 1990 yılında 231.000’e, 1995 yılında 285.000’e ulaşmıştır.

1995 yılından itibaren kütüphanecilikle ilgili yazılım ve donanım konularındaki teknolojik gelişmeler takip edilerek uygulanmış, koleksiyonlar hızla zenginleşmiş, kütüphaneye yapılan kitap bağışları da çoğalmıştır.

Hizmet kalitesi ve verimlilik artışıyla birlikte 2004 yılına gelindiğinde koleksiyon 452.000’e ulaşmıştır.

1999 yılında Aptullah Kuran adı verilen kütüphane binası, yeni koleksiyonların kurulması, kitap ve okuyucu sayısındaki artış nedeniyle yetersiz kalmaya başlamıştır.

Konularındaki en yeni kitapları öğretim üyelerinin katkılarıyla hızlı bir şekilde koleksiyonuna kazandırarak güncelliğini koruyan kütüphane, Nadir Eserler Koleksiyonunda yer alan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sayısı yirmi bini aşan değerli matbu eserleriyle geçmişi de en iyi şekilde muhafaza etmeye çalışmaktadır.

Türkler hakkında Batıda yazılmış önemli eserlerle birlikte Müteferrika baskılarının da yer aldığı bu koleksiyonun önemli bir özelliği de saklanan kitaplardan değil, açık raflarda okuyucuya uzun yıllar hizmet etmiş kitaplardan oluşmasıdır.

Nadir eserler dışında tüm koleksiyonlarda uygulanan açık raf sistemi okuyucunun ilgilendiği konulardaki tüm eserleri bir arada görmesini sağlamaktadır.

Türkiye ve çevresindeki ülkeler hakkında yazılmış 100.000’den fazla kitaba sahip olan Yakın Doğu Bölümü uzun yıllardan beri dikkatle oluşturulmuştur.

Osmanlı dünyası ve halklarının tarihi, kültürü, dil ve edebiyatı hakkında yazılmış eserleri barındıran bu çok özel koleksiyonun benzeri ülkemizde yoktur.

Ayrıca 2.500 cilt kitaptan oluşan ABD Tarihi Dokümanları Koleksiyonu 18. yüzyıla kadar uzanan nadir eserleriyle dikkat çekmekte olup Türkiye’de benzeri olmayan diğer bir koleksiyondur.

Kitap ve dergilerde kullanımdan kaynaklanan yıpranmalar, Cilt ve Restorasyon Atölyesinde onarılmakta, mevcut olan veya koleksiyona yeni katılan kitaplar, özel olarak tasarlanmış makinaların yardımıyla ve ciltcilikte ilk defa uygulanan yöntemlerle koruma altına alınmaktadır.

Görme engelli öğrencilerimiz için Türkiyedeki en zengin Braille koleksiyonuna sahip olan kütüphane, teknik alt yapısıyla da engelli öğrencilerimizi desteklemektedir.

Bugün 9 ayrı koleksiyon barındıran kütüphanenin, mevcut materyallerinin okuyuculara en iyi şekilde ulaşması için kullanılan donanım ve yazılımlardaki gelişmeler yakından takip edilmektedir.

Elektronik yayınlar, uluslararası indeksler ve kütüphane yazılımı uygulamalarında Türkiye’de öncü olan kütüphane bu başarısını tüm üniversite çalışanlarının ve kütüphane dostlarının gönülden desteğine ve daimi ilgisine borçludur.

 Kütüphane Yöneticileri
Kaspar Tüygil 1897-1952 Mary Hoffman 1973-1979
Anne Field Jones 1952-1959 Heath Lowry 1979-1980
Lee Ardon Fonger (v.) 1959-1960 Nurten Çakır 1980-1983
James Van Luik 1960-1963 Ender Altuğ 1983-1995
Annie Scott Duren (v.) 1963-1965 Taha Parla 1995-1998
Lee Ardon Fonger 1965-1969 Gün Kut 1998-2002
Ruth Bradley 1969-1971 Hatice Ün 2003-
Tekin Aybaş 1971-1973

 

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://www.library.boun.edu.tr/index.php

 

Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı – İBB Atatürk Kitaplığı

Tarihçe :

Büyükşehir Belediyesi Kütüphane Müzeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak halka ve özel araştırmacılara hizmet veren Atatürk Kitaplığı, Cumhuriyet döneminin ilk kütüphanelerindendir.

İstanbul’da ilk belediye kütüphanesi 1924 yılında Şehremaneti Dairesi’nde oluşturuldu.

Daha sonra Vali ve Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ başkanlığında Fuat Köprülü, Halil Edhem, Süheyl Ünver ve Osman Nuri Ergin’den kurulu bir komisyonun çalışmasıyla 1929 yılında Şişli Atatürk Evi’nde toplanmaya başlanan ve 1931’de Beyazıt Medresesi’ne taşınan koleksiyon 10 Temmuz 1939’da Belediye Müzesi ve Kütüphanesi olarak açıldı.

Kütüphane satın alma ve bağışlar sonucunda büyüyünce 1945’te müze buradan ayrıldı. 1960’lı yıllara gelindiğinde kütüphane koleksiyonu da medreseye sığmaz hale geldi.

Cumhuriyetin 50.yılında Koç Holding A.Ş. tarafından 1973 Yılında yaptırılan bina Taksim Mete Caddesi’nde Atatürk Kitaplığı adıyla 03 Mart 1981 tarihinde halen faaliyetini sürdürdüğü binasına taşınarak ferah bir mekana kavuşmuştur.

Kuruculardan Osman ERGİN, Muallim CEVDET, Haşim İŞCAN ve Muhsin ERTUĞRUL başta olmak üzere yüze yakın kişinin şahsi kitap koleksiyonlarını bağışlamalarıyla 140 binlere varan kitap sayısı yeni satın almalar ve bağışlarla bugün 500 bine yaklaşmıştır.

Atatürk Kütüphanesi İlköğretimden üniversite öğrencisine, akademisyenlerden uluslararası araştırmacılara kadar çok geniş kitlelere hizmet veren, ülkemizin en fonksiyonel kütüphaneleri arasındadır.

Kütüphane’de 50.000’e yakın çeşitli yazma, albüm, atlas-harita, takvim, salname, kartpostal, ayrıca gazete, Atatürk , İstanbul, başvuru gibi özel koleksiyonları bulunmaktadır.

Bu koleksiyonlar dijitalize edilerek dijital ortama aktarılmakta ve yırtılıp yıpranmaları nedeniyle bilgi ve belgelerin kaybolması böylece önlenmektedir.

Yaklaşık 1.000.000 sayfa dijital ortama aktarılmış olup, çalışmalar sürdürülmektedir.

500 bin kitap kapasiteli deposu, cilt ve onarım atölyesi, arşivi, konferans ve sergi salonları, fotokopi ve mikrofilm servisleriyle sürekli bir gelişme içerisinde olan kitaplık çeşitli kültür etkinlikleriyle de ilgi çekmektedir.

Alfabetik, konu (Dewey) katalogları bulunan kütüphanede sözlük ve konu başlıklarıyla fiş katalogu çalışmaları, Anglo-Amerikan Kataloglama Kuralları (AAKK 2) uygulanmaktadır. Ayrıca, kitaplarla ilgili çok yönlü sorgulamaya imkan veren bir veri tabanı oluşturulmuştur.

Kütüphanemizde ödünç kitap verme, yerli ve yabancı araştırmacılara Eski ve yeni eserlerin dijital ortamda (CD) sunulması ve fotokopi hizmetleri verilmektedir.

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/ataturkkitapligi/index.php?dil=tr&p=0

Turabibaba Kütüphanesi :

Tarihçe :

turabibaba

turabibaba kutuphanesi

Turâbi Baba Tekkesi, Tersane-i Amire’de çalışan Osmanlı gemicilerinden ve kadiri şeyhlerinden Mehmed Turabi Efendi (ö. 1812) tarafından XVIII. Yüzyılın son çeyreğinde kurulmuştur.

Tekke binası, İstanbul’un işgali sırasında, milli mücadele için asker ve cephane toplanan önemli bir merkez olarak kullanılmıştır.

Bina tekke ve zaviyelerin  kapatılmasının ardından bir müddet Kasımpaşa Spor Kulubü olarak kullanılmıştır.

1927 yılında Kasımpaşa Spor Kulübü’nde yetişen gençlerin Dünya şampiyonu olmasının ardından, Mustafa Kemal Atatürk okunması için gençliğe hitabesini tekkeye gönderir ve hitabe okunarak törenle duvara asılır.

Böylelikle bina, Gençliğe Hitabe’nin okunduğu ilk yerlerden biri olarak tarihe geçer.

1975’te geçirdiği yangının ardından bina, zamanla bakımsız kalarak çökmüş, günümüze ancak türbe bölümü ulaşmıştır.

Beyoğlu Belediyesi’nin girişimiyle, orijinaline uygun olarak 2007 yılında restorasyonuna başlanmıştır.

Böylece, bir tekke binasına son derece farklı bir işlev kazandırılmış, bölge halkı bir kütüphaneye, araştırmacılar da Beyoğlu ile ilgili bir araştırma merkezine kavuşmuştur.

Tarihi binalara yeniden işlev kazandırılarak geleceğe aktarılması, son yıllarda kültürel mirasın korunması için başvurulan yollardan biri olmuştur.

Aslına  uygun olarak yeniden inşa edilen Turâbibaba Tekkesi, Beyoğlu Belediyesi Turabibaba Kütüphanesi ve Bilgi Erişim Merkezi  adı altında 2008 yılında Ahmet Misbah Demircan başkanlığında Beyoğlu Belediyesi’nce  hizmete açılmıştır.

Kütüphanemiz, Kütüphane Müdürlüğü’ne bağlı bir alt birim olarak hizmet vermektedir.

Kaynak ve İletişim Bilgileri :

http://kutuphane.beyoglu.bel.tr/default.aspx

Aysın – Rafet ATAÇ Kütüphanesi

Tarihçe :

1 Mayıs 2005 tarihinde kurulmuş olan Aysın-Rafet Ataç Kültür ve Ağitim Vakfı’nın kuruluş amacı eğitim ve kültüre hizmet vermektir.
Vakfımızın kültür hizmeti olarak kurulan Aysın-Rafet Ataç Kültür ve Eğitim Vakfı Kütüphanesi 2005 yılından günümüze kadar faaliyetine devam etmektedir.
Başlangıçta tek kata kurulmuş olan Kütüphanemiz bugün 3 katta,6 dairede hizmet vermektedir.
Amacımız; bilginin paylaşılarak çoğalması anlayışı içerisinde halka açık olmak maksadıyla kurmuş olduğumuz Kütüphanemizin 55 bine yakın kaynağı ile güncel ve yayın hayatı sona ermiş dergi çeşitliliğinden oluşan Dergiliğimizin okurları ve araştırmacılarıyla buluşmasıdır.
Hayat Mecmuası, Kadınca,Erkekçe,Yıllar Boyu Tarih, Tarih ve Toplum, Belgelerle Türk Tarihi, Hisar,Bütün Dünya gibi yayın hayatını sürdüren veya sürdürmeyen pek çok dergi ve mecmua kaynaklarımız arasındadır.
Ana Kütüphanemizde ise Yapı Kredi Yayınları, İş Kültür Yayınları, Türk Tarih Kurumu ve Tarih Vakfı Yurt Yayınları külliyatı mevcuttur.
Web sayfamızın katalog tarama bölümü  bilgiye ihtiyacı olan her türlü okuyucuya aradığı kaynağı tarayabilmesi   için kesintisiz açıktır.
Hedefimiz, halka açık olmak maksadıyla kurulan Kütüphanemizin olanaklarından yararlanan okuyucu ve araştırmacı kitlesini genişletmektir.
Kütüphanemizde araştırma yapacaklar için araştırma salonumuz mevcuttur.
Okurlarımız üyelik sistemiyle Kütüphanemizden ödünç kitap alabilmektedirler.
Kütüphanemiz; İstanbul Ticaret Odası tarafından hazırlanmış olan “İş Dünyasına Yönelik Bilgi Merkezleri Kütüphaneler,Dökümantasyon ve Özel Araştırma Merkezleri” rehberinde yer almaktadır.
 Kütüphanemiz; Kültür Bakanlığı İstanbul Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün 06.06.2008 tarihli yazıları ile HALKA AÇIK VAKIF  ÖZEL KÜTÜPHANESİ olarak onaylanmıştır.
Vakfımızın eğitim hizmeti ise ihtiyaç sahibi, başarılı üniversite öğrencilerine burs vermektir. Kurulduğu günden bugüne kadar birçok öğrenci bu imkandan yararlanmış ve halen yararlanmaktadır.
Gümüşhane’de kurulu bulunan Aysın-Rafet Ataç İlköğretim Okuluna da maddi yardım desteğine gayret edilmektedir.
 Kütüphanemiz hafta içi hergün 09.00 – 12.00 / 13.00 – 18.00, Cumartesi günleri 09.00-12.00 saatleri arasında açıktır. Kütüphanemiz Pazar ve resmi tatil günlerinde kapalıdır.
Kaynak ve İletişim Bilgileri :
http://www.atackutup.com/