İHANET ve DARBE

İHANET ve DARBE

Sizlere bugün araştırmacı yazar Ergün Poyraz’ın Bilgi Yayınevinden 2016 yılında çıkardığı İHANET ve DARBE adlı kitabından bahsedeceğim. Yazar bu kitabında Fetullah Gülen’in gerçek yüzünü gözler önüne seriyor. Dünden bugüne siyasetçilerin verdiği desteği anlatırken bir taraftan da Gülen’in kendi yazdıklarından alıntılarla nasıl bir çelişkili ruh hali içinde olduğunu görmemizi sağlıyor. Yazar kitabında her şeyi belgeli ve ispatlı olarak anlatıyor. Din adamlığının bile şaibeli olduğunu bakın bizlere nasıl anlatmakta.
1966 yılında asaletinin tasdik edilmesi için kendisinden Cuma’nın faziletini anlatan bir risale yazması isteniyordu.Her türlü kaynaktan yararlanması serbestti.Konunun uzmanlarına danışma hakkı da sonsuzdu. Süre ise bir aydı.
Gülen müthiş bir alimdi ya!……
Bir ay tamamlanınca Fetullah istenen risaleyi kendince hazırlıyordu. Risaleyi okuyan adeta şoka giriyordu.Çünkü risale baştan sona hatırlarla ve yanlışlarla doluydu.Gülen baka baka,yardım ala ala yazdığı risalesinde ilk mektep talebelerinin dahi yapamayacağı yanlışlara düşüyor ve Allah’ın sıfatlarını dahi eksik yazıyordu. Tabii ki bu hatalarla dolu risale geçer not alamıyordu.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 28 Nisan 1966 tarih ve 57 numaralı kararında,Fetullah Gülen’in risalesinin yetersizliği hakkında şu açıklamalarda bulunuluyordu:
“Yüksek Başkanlıkça 25.3.1966 tarih ve 21820 sayı ile kurulumuza havale vurulan Kırklareli vaiz adayı Fetullah Gülen’in risalesi incelendi.
Bu evrakın müzakeresinde Kurul Başkanı Ali Rıza Hakses, üyelerden H.Hüsnü Erdem,M.Şehit Oral,İsmail Ezherli, İbrahim Eken, Dr. Esat Kılıçer, Ahmet Baltacı,Hasan Ege hazır bulunmuşlardır.
Sekiz kişiden oluşan ilmi heyet Fetullah’ın dini yetersizliğini şu cümlelerle açıklıyordu :
“…. Adı geçen vaiz adayının gönderdiği risale tamime uygun bir şekilde olmadığı, mevzu ile alakalı ayeti kerime ve hadisi şerifleri risalesine almadığı gibi konu ile ilgisi bulunmayan sözleri de zikrettiği cihetle ilmi kifayetini belirtecek mahiyette bulunmadığından adaylığı müddeti sonuna kadar tamime uygun yeni bir risale göndermesinin kendisine bildirilmesinin uygun olacağına karar verildi…..”
DARBE GİRİŞİMİ
15 Temmuz gecesi ; emrinde 35 sağlık kuruluşu, yurtdışı okulları hariç Türkiye genelinde 940 okulu,beyin yıkadığı 150 yurdu,104 vakfı,125 derneği,19 sendikası,15 üniversitesi,para kasası Bank Asya’sı , generalden odacıya 100 bin civarında kamu çalışanı,25 bin şirketi ve 150 milyara hükmeden Fetullah Gülen örgütü darbe yapıp ülke yönetimine el koymak için harekete geçiyordu.
Kalkışma,darbe ne derseniz deyin kanlı oldu. 246 şehit,13 bin 165 gözaltı,bunların 8 bin 838’i asker,2 bin 101’i hakim ve savcı,bin 485’i polis,52’si mülki idare amiri,689’u sivildir. Tutuklanarak cezaevine konanların sayısı 123’ü general,282’si rütbeli polis,bin 559’u hakim ve savcı olmak üzere 5 bin 863’tü. Ve sayılar gün geçtikçe artıyordu.
Kitabın bana göre en dikkat çekici kısmı Ergenekon Hakim ve Savcıları ile olan kısmı. 5 Ocak  2009 tarihinde, sözde Ergenekon yargılanmalarının 36. Celsesinde hakimlerden Sedat Sami Haşıloğlu’nun tarikat bağlantılarını kendisinin de yargılandığı mahkemede gözler önüne seriyordu. Sedat Sami Haşıloğlu’nun şaka değil gerçek; 1 değil,2 değil,3 değil tam 4 vakıflar çerçevesinde yürüttüğü tarikat bağlantılarını ve verdiği hukuk mücadelesini de anlatıyor.
Bu vakıflar ve bağlantısı ne diye soracak olursanız :

1- El hac Üveys Efendi Bin Mehmet ve Rufekası El Hac Mehmet Kızı Vakfı; bu vakfın mütevellisi, yani temsilcisi Abdulsamet Haşıloğlu’dur.

 

2- Abdulvehap Bin Osman Vakfı;bu vakfın mütevellisi Abdulsamet Haşıloğlu’dur.

 

3- Rukiye Hanım Binti İsmail Efendi Vakfı; bu vakfın mütevellisi yani temsilcisi yine aynı Haşıloğlu ailesinden Sadrettin Haşıloğlu’dur.

 

4- El Hac Ahmet Efendi Bin Üveys Efendi ve Refiki Bin İmam Mehmet Vakfı,bu vakfın temsilcisi de Abdulsamet Haşıloğlu’dur.
Söz konusu İstanbul merkezli vakıflar;laik devleti kabul etmeyen Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirlenmiş, laik devlet aleyhine faaliyet gösteren Türkiye’nin özellikle,bir bölgesinde,daha yoğun çalışmalarda bulunan tarikat bünyesinde bulunmaktadır. Bu tarikatın amacı,devletin sosyal,siyasi iktisadi, ve hukuki temel nizamlarını, dini esas ve inançlara göre düzenlemektir.

 

Ergenekon operasyonunun dış destekçisi malum olmakla birlikte içerideki faaliyetleri organize edenler,devletin tüm kurumlarına sızmış olan Fetullah Gülen örgütü olduğundan kimsenin tereddüdü yoktur.
ABD’nin ve CIA’nın çizmiş olduğu Ergenekon projesi,bu tarikatın eline verilmiş ve bu tarikatta başta emniyet Mit,Hükümet,basın,yargı ve destekçisi olan muhalefet partisinin içindeki unsurlarını harekete geçirerek,ahlaki zafiyet içerisinde bulunan düşkün bir savcı vasıtasıyla anti Amerikancı AKP muhalifli laik ve ulusalcı kesimlerin üzerinden Türk ordusuna yargı darbesi başlatılmıştır.
Bu darbe için ahlak düşkünü bu savcı yeterli değildir.Takviye savcılar da temin edilmiştir. Ancak asıl olan dergahlardan yetişmiş ve yetiştirilmiş savcının taleplerini hüküm altına alacak Dergah Hakimlerini bulmaktır. AKP iktidarının son 6 yılındaki Hakim ve Savcı kadrolarındaki tarikatlaştırma faaliyetleri sonuç vermiş,bu operasyon için gözü kapalı karar verebilecek dört genç Hakim bulunmuştur.
Bunların ortak özellikleri, laik devlet ile hesaplaşma içinde olmalarıdır. Bu kişilere hedef olarak gösterilen sanıklar, Atatürkçü, Laik ve Cumhuriyetçi iseler, veremeyecekleri hiçbir karar yoktur…. Bunu da verdikleri tüm kararlarla kanıtlamışlardır.
Yazar kitabın önsözünü şu cümlelerle noktalıyor.
Bu kitapta,kuzu postuna girmiş bir çakalın,dün; devlet memurları, milletvekilleri, bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları tarafından övgüler yağdırılırken bugün ; doğduğu evin umumi tuvalet yapılmasına giden serüvenini okuyacak,hayretler içinde kalacaksınız.
Sizlere bugün araştırmacı-yazar Ergün Poyraz’ın İhanet ve Darbe adlı kitabını tanıtmaya çalıştım. Bana göre bu kitaptan siyasetçilerin de faydalanması gerektiğini düşünüyorum.

Sedat DOĞRUER