Hukukun Üstünlüğü Değil, Üstünlüğün Hukuku Geçerli

Hukukun üstünlüğü değil, üstünlüğün hukuku geçerli

 

eagaoglu

Son 15 yıl; hukukun üstünlüğünün, etkinliğinin ve egemenliğinin ve yine yargı bağımsızlığının en çok zarar gördüğü ve yargı denetiminin en alt düzeyde yaşandığı veya yaşanamadığı bir dönem olarak tarihteki yerini almıştır.”

YARSAV kurucu başkanı,siyasetçi ve hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu yaptığı açıklamada Son 15 yılda, hukukun üstünlüğü değil, tamamen iktidarın, gücün, üstünlüğün hukuku geçerli olduğunu söyleyerek önemli açıklamalarda bulundu.

Yaptığı açıklamada Eminağaoğlu ; “Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlüğün hukukunun geçerli olması demek, Türkiye’nin hukuk devleti olmaktan uzaklaşması demek.

İktidarın kendi anlayışına göre çıkardığı veya dayattığı yasaların her durumda uygulanması ise, en fazlası ile yasa/kanun devleti olabilmek demek.

Kuşkusuz burada, iktidarın nasıl bir iktidar olduğu veya hangi anlayışını da bu yolla yaşama geçirdiği de önemli.

İktidar, son 15 yılda hukuku, sistemi ve her şeyi kendi yol haritasına göre biçimlendirme aracı olarak kullanmıştır.

Atacağı adımları, çıkardığı yasalar yoluyla atınca, yine yargı eliyle veya yargı üzerinden atınca, bir tepki ile karşılaşmamış, hiç bir denetime tabi olmadan, hiç bir engele takılmadan yoluna rahatlıkla devam etmiştir.

AB müktesebatını bile, AB ile ilgisiz biçimde, tamamen kendi amaçları doğrultusunda kullanmış, Cumhuriyet hukukunu ve Cumhuriyet hukuku yargı pratiğini bu yolla tasfiye etmiştir.

3000’e yakın yasa çıkarmış, çıkardığı bu yasalar ile demokrasiyi daha etkin veya hukuk devletini en işler hale getirmiş değildir. Bu 3000 yasa ne için çıkmış, ne sağlamıştır.

İktidar, karşılaştığı her engel veya adım atmayı düşündüğü her konu için, yasa çıkarma yoluna gitmiştir.

Çıkarılan yasalarda da torba yasa gibi bir anlayışı yerleştirmiş, bir yasa ile, onlarca yasayı değiştirme yoluna gitmiş, bu durum ise, yasama organındaki komisyonların ve de TBMM’nin etkin denetimini de ortadan kaldırmıştır.

Yani iktidarın ağzından çıkan, yasa olmuştur.

Çıkan yasalara bakınca da, zaten iktidara rağmen çıkan bir yasa olmadığı açıktır.

Son 15 yıl; hukukun üstünlüğünün, etkinliğinin ve egemenliğinin ve yine yargı bağımsızlığının en çok zarar gördüğü ve yargı denetiminin en alt düzeyde yaşandığı veya yaşanamadığı bir dönem olarak tarihteki yerini almıştır.

Demokrasi karşıtı ve laik Cumhuriyete aykırı olduğuna karar verilen bir partiye, demokratik ve laik Cumhuriyet hükümeti görevi verilerek, bu partiden demokrasiye ve laik Cumhuriyete uygun adımlar beklenmiştir.

Tarihte olmayan böyle bir çelişki yaratılmıştır.

İşte böyle bir tabloda varılan sonuçta ta, demokrasiye ve laik Cumhuriyete en aykırı bir durumla karşı karşıya kalınmıştır.

Üniversiteler, demokratik kitle örgütleri, basın kuruluşları, hem baskı altında kalmışlar, hem de etkin olarak toplumsal sorumluluklarını yerine getirmemiştir.

Muhalefet, iktidarın karşısında etkin bir politika gütmemiş, gündem belirleyememiş, eleştirilerle yetinmiş, etkin olarak halkın içinde yer alamamıştır.

İktidar bu süreçte, FETÖ’nün en üst noktaya kadar taşınmasına yol açmış ve bu örgüte ortam da yaratmıştır.

Bugün mücadele edildiği söylense de, bu mücadelenin etkin ve hukuk içinde olduğu da söylenemeyeceği için, süreçte bu mücadelenin içi de boşalacaktır.

İktidar aynı duruma PKK konusunda yol açmış, siyasi figür olmaktan çıkan Öcalan’ın tekrar siyasi figür haline gelmesine yol açmıştır.

AKP, iktidarda kalmak uğruna bu konularda ve her alanda aynı tutumu sergilemiş, iktidarda kalabilmek adına atmadık adım bırakmamıştır.” dedi.

Murat Selam