Doğuda Öğretmen Olmak; Cehalete Direnmektir !

Bir eğitim öğretim dönemi daha sona ererken, karne gününde, ilk görev yerinde şehit olan ögretmenimiz topraga verildi.

Ailesinin acısını yürekten paylaşırken, şehit olan tüm öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum.

Doğu ‘da Güneydoğu ‘da öğretmen olmak yürek ister..

Vatan sevgisi, millet olgusu, insanlık duygusu, mesleğine saygı gerektirir.

Yıllardır, atanamayan öğretmenlerimiz kaygılı, aileleri umutsuz…

İmkanı olanlar özel okullarda görev yaparken, çaresiz kalıp istemediği meslekleri yapmak zorunda kalanlar da var..

”Ülkemin her köşesinde çalışırım” diyerek atama sonuçlarını coşkuyla karşılayıp her türlü imkanı arkasında bırakıp, hiç yaşamadığı şartlarda görevine koşan öğretmenlerimiz de..

Eğitimdeki adaletsizliği, zorlu şartları, tedirgin geçen geceleri, çaresizliği, kimsesizliği yaşamadan Doğu’da öğretmen olmayı anlamak zordur.

Doğu’da öğretmen olmak, kışın tüm imkansızlıklarına rağmen kilometrelerce yürüyüp kızaran yanaklarıyla, buz tutan parmaklarını nefesiyle ısıtmaya çalışırken ”günaydın öğretmenim” diyen cıvıl cıvıl seslerle ürpermektir.

Doğu’da öğretmen olmak, sırtındaki çantasına rağmen kucağında sıkıca tuttuğu odunlarla sınıfını ısıtmak için tüm gücüyle okuluna koşan küçük kahramanlar demektir.

Doğu’da öğretmen olmak, yaşadığı köyün damağında kalan tatlarını, misafirperverliğini, ayazını, kışını ve yürekli mert insanlarını unutmamaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, her çocuğun hayalinde, hayatında iz bırakan bir anne, bir baba olmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, riyasızca, çıkarsızca, hesapsızca en masum yürekler tarafından sevilmek, örnek alınmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, Atatürk’ü sevdirmek, ilkelerini anlatmak için önce aydınlığı, bilimi, insanlığı anlatmak , tüm bunları yapmak için direnmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, zorluktur, vefadır, cefadır, anıdır, yaşamdır, nefestir..

Doğu’da öğretmen olmak emeklilik yıllarında hatıra defterinde yer alan en duygusal sayfalardır.

Doğu’da öğretmen olmak ilk görev yerinin, ilk aşk gibi iz bırakmasıdır.

Doğu’da öğretmen olmak, bir çok yerde görev yaptıktan sonra en çok hatırlanan, unutulmayan ve unutturmayan anılar biriktirmektir..

Doğu’da öğretmen olmak, en rahat yaşam şartlarından uzak kalıp tek başına mücadele etmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, yokluğu, yoksulluğu, adaletsizliği, eşitsizliği ve feodal düzeni yaşayarak öğrenmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, okulu için imkanlar yaratmak, öğrencilerine kitap, giyim, kırtasiye yardımı için her imkanı değerlendirmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, dilini bilmediği bir çocuğa önce sevgi dilini öğretmektir.

Doğu’da öğretmen olmak gözünüzün içine bakan pırıl pırıl yüreklere bazen sadece yönetmelikte yazanı vermek değil hayatı ve hayalleri sunmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, sizinle beraber karları yararak okuluna coşkuyla giden onlarca çocuğun cıvıltıları içinde kaybolmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, masum çocuklara yokluğu, savaşı, ölümü en hassas kelimelerle anlatmaktır..

Doğu’da öğretmen olmak sadece okula gidenlere değil, okula gönderilmeyen, imkanı olmayan öğrencilere de sahip çıkmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, bir gün onları bırakıp gitmenizden korkan onlarca çocuğunuzun olması demektir.

Doğu’da öğretmen olmak, bazen; yolu, suyu, elektriği olmayan köylerde körpecik yüreklere ışık olmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak gençliğinin en güzel yıllarında bir ömre sığacak hayat biriktirmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, zor kış şartlarına alışmak, zorlukları bir kar çiçeğinin azmiyle aşarken, elinde şekil verdiği her kar çiçeğini güneşe çevirmektir.

Doğu’da öğretmen olmak, yokluğa, cehalete direnirken, geleceğe en güzel türküleri yakmaktır.

Doğu’da öğretmen olmak, oradan ayrılırken ”keşke” lerini dağlara bırakıp, ”iyi ki” lerini yüreğinde ömür boyu taşımaktır…