Deniz Gezmiş Bilinmeyenler 1/5

Deniz Gezmiş Bilinmeyenler 1/5

1.Bölüm: Çocukluğu ve Soyağacı

Ayaş, eski İstanbul-Ankara devlet karayolu üzerinde, Ankara’ya 55 km uzaklıkta küçük, şirin bir kasabadır.

Ayaş Çayı’nın ikiye böldüğü, ılıca sularıyla ünlü, orta kısmı tepelerle kaplı, meyve bahçeleriyle dolu bu şirin kasabada; tek katlı evlerin birisinde, bir anne, soğuk bir kış günü ikinci erkek çocuğunu dünyaya getirir.

Baba Cemil Gezmiş, bir yazısında, o an üzerine, “Karlı bir şubat sabahı Ayaş’ta dünyaya gözlerini açtığın zaman ilk işin ağlamak olmuştu,” der.

Gezmiş Ailesi, 28 Şubat 1947 Cuma Günü Doğan Çocuklarına Deniz İsmini Verir.

Deniz, Çocukluğu Hakkında Şunları Anlatır:

“1947 senesinde Ankara’nın Ayaş ilçesinde doğdum. Babam ben doğduğum senelerde Ayaş’ın bir ilkokulunda öğretmenlik yapıyordu. O zaman ve şimdi gerek olmadığı için merak edip babamın hangi okulda öğretmenlik yaptığını öğrenmek istemedim. Daha doğrusu ben altı aylıkken Ayaş’tan ayrıldığımız için eski durumu pek hatırlamıyorum. Ben dünyaya geldikten sonra babam Sivas’a nakledilmiş. Sivas’ın kaza ve köylerinde ilköğretim müfettişi olarak görev yapmış. İlkokulu Sivas’ın Yıldızeli kazasındaki okullardan birinde okudum. Sonra Sivas’a nakledildik. Sivas Selçuk İlkokulu’nda tahsile devam ederek ilkokulu bitirdim. Mezuniyet tarihini hatırlamıyorum. Ortaokulu Sivas Atatürk Ortaokulu’nda okudum ve bitirdim. Hatırladığıma göre 1961 senesi idi.”

Deniz, ilk ve ortaöğrenimini, babasının görev yerlerinin zaman zaman değişmesi nedeniyle farklı okullarda okuyarak tamamlar. Bunlardan bazılarının adları belgelere göre şöyledir: Numune İlkokulu, Sivas Selçuk Ortaokulu, Sivas Atatürk Ortaokulu.

“Yedibela Çetesi”:

Deniz’le ilkokul ve ortaokuldan arkadaş olan Aydın Çubukçu, bu dönemlere ilişkin şu anılarını paylaşır:

“Deniz, çok yakın arkadaşımdı. İlkokul birinci sınıftan liseye kadar çocukluk dönemimiz beraber geçti. Ondan sonra, tekrar üniversitede, 68 işgallerinde karşılaştık.

“Daha dokuz-on yaşımızdaydık. Bir ‘Yedibela çetesi’ kurmuştu. Yedi kişi değildik ama adımız nedense ‘Yedibela’ idi. Biz o ‘Yedibela çetesi’nin üyeleriydik. Deniz de tartışılmaz şefimizdi. Yedibela çetesinin aslında pek bir şey yaptığı yoktu ama grup olarak hareket etmek, ne bileyim bir yerde top oynanıyorsa takımı belirlemek, başka mahallenin çocuklarını dövmek gibi şeyler oluyordu. Demokrat Partili ailelerin çocuklarıyla dövüşürdük. İkimiz de koyu CHP’li ailelerin çocuklarıydık. Babalarımız birbiriyle dosttu. Babam eczacıydı. Diş hekimi amcam Nüzhet Çubukçu CHP milletvekilliği yapmıştı.

“İlkokul mezuniyetinde çekilmiş bir fotoğrafımız var. Yıl 1958 falan. Deniz’le ben yan yana, önde çömelmişiz, arkada bütün sınıf var. Deniz eliyle altı ok işareti yapıyor. İlkokul beşinci sınıftaki bir çocuğun mezuniyet fotoğrafında ‘Altı ok’ işareti yapması, oluşmaya başlayan politik bir kimliğin belirtisi. İşte, o kavgacı, son derece sevimli ve afacan, etrafındakileri yöneten çocukta, bir de böyle bir yan vardı.

“O sıralar, ‘Çelik Bilek’ diye bir çizgi roman kahramanı vardı. Deniz, Çelik Bilek’i çok severdi. Sınıfta, O’nun İngiliz sömürgecilerine karşı Amerika’nın bağımsızlığı için savaş veren bir kahraman olduğunu anlatırdı.”

Abisi Bora Gezmiş, Bir Anısını Şöyle Anlatıyor:

“Çocukluğumuza dair unutamadığım bir anım var. O zamanlar Sivas’ta oturuyorduk. Ben büyük olduğum için zaman zaman babamla birlikte Ankara’ya gidiyordum; Deniz ise hiç gitmemişti. Yine babamın Ankara’ya gideceği bir gün, Deniz de peşine takıldı ve birlikte gittiler. Babam işlerini bitirdikten sonra onu lunaparka götürmüş. Tabii o zamanlar Sivas’ta lunapark nerede? İlk defa gördüğü bu yer, onu çok etkilemişti. Geldiğinde bütün bir gün bana lunaparkı, özellikle de çarpışan arabaları anlattı.

“Ağabey, öyle güzeldi ki. Biniyorsun arabanın içine, sürüyorsun. Bir sürü arabaya çarpıyorsun. Ama gerçek kaza değil, çok güzeldi…”

“DENİZ, HER YIL SINIF VE OKUL BİRİNCİSİ OLURDU”

Bir Dönem ‘Sivas Maarif Müdür Yardımcılığı’ Da Yapan Cemil Gezmiş, Deniz’in Öğrenim Süreci Hakkında Şöyle Der:

“Her babaya göre evladı akıllıdır, zekidir. Bana göre Deniz, zeki ve yetenekliydi. Ona düşkündüm ben. Annesi de, her annenin çocuğuna düşkün olduğu kadar düşkündü… Her annenin evladı üzerine titrediği kadar üzerine titrerdi… Severdik oğlumuzu, her anne ve babanın çocuğunu sevdiği kadar.”

“Toramandı oğlum… Dokuz aylıkken yürüdü. İlkokulu birincilikle bitirdi. Teste soktum. Üstün zekâlı olduğu sonucu çıktı. Ağabeyi ve küçük kardeşiyle iyi geçinirdi. Uysaldı… Hayvanları, çocukları çok severdi. Yaşlılara yardım ederdi.”

“Deniz çocukken dersi derste yapar, çok çalışmaz ama çabuk kavrardı. O nedenle de her yıl sınıf ve okul birincisi olurdu. Örneğin bir okul yarışmasında birinci olduğu için zamanın Sivas Valisi Kadri Eroğan ona ödül vermişti.”

“Burada bir özeleştiride bulunayım. Mum dibine ışık vermez derler. Ben bir eğitimci olarak kendi çocuklarıma yeteri kadar iyi bir eğitim verdiğimi iddia edemem. Benim çocuklarım çok dürüst, haddinden fazla yurtsever olarak yetişti. Aşırı derecedeki bu yurtseverlik kendilerine bu kadar zarar getirdi. Deniz çok fazla yurtseverliğinin kurbanı oldu, gitti.”

Gezmiş Soyağacı:

1914’te (1333) Erzurum Merkez’de dünyaya gelen ve meslek lisesi mezunu olan Cemil Gezmiş’in babasının adı Hamdi, annesinin adı Sultan’dır.

Deniz’in Erzurum’un Öznü ve Ovacık bucaklarında oturan akrabalarından Deniz Gezmiş’in dedesinin kardeşi olduğunu söyleyen Ali Rıza Gezmiş, Gezmişoğulları konusunda şu bilgileri vermiştir:

“Gezmiş unvanı aslında öz dede-babam olan, muharebe zamanında fedakârlık ve gaziliğiyle, evinde mert ve hanedanlığıyla tanınan Mustafa Ağa’nın lakabı idi.”

Mustafa Gezmiş, Gezmiş Ailesi Hakkında Şunları Açıkladı:

“Gezmiş soy ismini almaları yine babamın ve dedemin anlattıklarına dayalı olarak Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethinden sonra ailenin Konya havalisinden getirilerek Rize Cimil’e yerleşmeleri orda yerleşik yaşarken o zaman Osmanlının elinde olan Kırım’da fırıncılık pastacılık yapmaları nedeniyle Kırım’lada bağlantıları vardır ailenin. Bu bağlamda biraz gezginliği olması nedeniyle Rize Cimil’de Gezmişoğlu lakabını almıştır. Soy isim kanunu çıkdığında da bu lakabı soy isim olarak benimsemiştir. Gezmiş soy ismini Rize’den çıkan bütün aile fertleri almış ve bu güne kadar bu sülaleden başkacada soy isim seçen çıkmamıştır.

Yalnızca bir kaç kişide nüfus memurlarının yanlışlığı sonucu Gezmişoğlu olarak yazılanlar olmuştur. Yani Deniz’in ailesinden Rize çıkışından itibaren  herkesin soy ismi Gezmiş’tir.

Annesinin tarafı hariç kimse yoktur, Yanlız Rize Cimil’de kalan akrabaların varlığını Cimil’e gittiğimde bizzatihi yaşadım. Burda kalanlar Topaloğulları olarak lakaplandırılıp, Özgen olarakta soy isim seçmişlerdir. Deniz’in ailesi olarak Erzurum’un üç köyünde akrabaları mevcuttur. Gezmiş Mustafa Ağa, Ovacık Çıkrıklı köyüne gelmiştir.

ilk yerleşim merkezi Erzurum’da bu köydür. Sonra Hamdi Gezmiş döneminde Ilıca Beypınar (Öznü) koyüne geçilmiştir. Diğer bir kolda benim dedem Ovacık Yukarı Canören köyüne yerleşmiştir. Erzurum’da aile bu üç köy nüfusuna kayıtlıdır: Çıkrıklı, Beypınar, Yukarı Canören. Bunun haricinde  Rize’de kalanlardan bazılarınında Cimil’den ayrılıp Camidağı köyüne yerleşen ailede Gezmiş soy ismini almıştır.”

Cimil (Başköy) köyü, Rize ilinin İkizdere ilçesine bağlı bir köydür. Bu köy ayrıca 4 paredir. Yani 3 muhtarlıkla idare edilir.

Asgari bin yıla yakın bir tarihi olan Cimil köyünün halkı Oğuz Türklerinin soyundan gelmektedir.

Gezmiş ailesinin seceresinde şimdilik elde edilen bilgilere göre ilk atanın adı: Cimilli Mustafa Ağa’dır.

Deniz İle Cimilli Mustafa Ağa Arasındaki Bağ Özetle Şöyledir:

Cimilli Mustafa Ağa’nın Hacı Mehmet, Ali, Kasım adında üç çocuğu vardı.

Kasım’ın Kamil, Ahmet, Sadi (Sofi Dede), Bayram ve Hüsna adında çocukları vardı.

Kamil’in Hamdi, Yusuf, Tevfik (Tabip), Cemal (Kız), Şehriban adında çocukları vardı.

Hamdi’nin Yasime, Sudiye, Cemil ve Kamil adında dört çocuğu oldu.

Deniz’in iki halası, bir amcası vardı.

________________________________________

ATATÜRK Köşem-1)

(☆-VATANİ KARANLIĞI PARÇALAYAN, TÜRK, ATATÜRK, CUMHURİYET ÇINARLARIMIZ-☆)

Okumalı/okutmalıyız…

Turhan Feyizoğlu’ nun 1.Eseri; Deniz/ Bir İsyancının İzleri

thumbnail_deniz-kapak.jpg

Kamuoyu onu ilk kez 1966’da tanıdı. Çorumlu elli dört belediye işçisi, yalınayak yürüyerek Çorum’dan İstanbul’a gelmiş, sonra da 31 Ağustos 1966 Çarşamba günü, Türk-İş yöneticilerini kınamak amacıyla Taksim Meydanı’nda eylem yapmıştı. On dokuz yaşında, TİP Üsküdar İlçe Sekreteri olarak katıldığı eylemde gözaltına alınmıştı Deniz. İdam edildiği 6 Mayıs 1972 Cumartesi gününe kadar, sayısız kez gözaltına alınıp tutuklanacaktı.

O, yirmi beş yıllık yaşamını; kaçak olduğu anlar da dahil, adaletsizliğe, sömürüye karşı mücadele etmekle geçirdi. Yaptığı eylemlerle ve darağacında ölümsüzleşen ismiyle, konuk olmadığı ev kalmamıştı. Herkes onu çok sevdi. Aileler doğan çocuklarına onun ismini verdi.

Deniz, bir bakıyorsunuz üniversite reformu için işgal başlatıyor, bir bakıyorsunuz politik iktidarı Atatürk’e şikâyet etmek amacıyla Samsun-Ankara yürüyüşünde; bir bakıyorsunuz bir panelde sosyalizmin sorunlarını tartışıyor, bir bakıyorsunuz ABD Büyükelçisi Komer’i kınama eyleminde gözaltına alınmış… Beyazıt Meydanı’nda polisle çatışan da o, Filistin’e gerilla eğitimi almaya giden de; Ho Chi Minh’i anma toplantısında konuşmacı, ABD Büyükelçiliği önünde nöbet tutan iki polise ateş açarak yaralayan eylemci, dört ABD’li askeri arkadaşlarıyla kaçıran bir militan… Evet, Şarkışla’da silahlı çatışma sonunda yakalanan da, tutukluyken 1961 Anayasası’nın değiştirilmesini kınamak amacıyla açlık grevine giden de o…

Her olayda ismi geçiyor. Tanısın tanımasın herkes onun hakkında bir şeyler anlatıyor. Bu nedenle, kamuoyu onu yaşarken bir efsane haline getiriyor, idam edildiğinde öldüğüne uzun süre inanamıyor.

Bugün, Deniz Gezmiş posterleri, antiemperyalist gösterilerin vazgeçilmez görüntülerinden biri… Devrimci gençler, onun fotoğrafının basıldığı tişörtleri giyiyor. Denizler çoğalıyor, okyanus oluyor.

Turhan Feyizoğlu’ nun Tüm Eserleri-(02/02/2017)

1- Deniz/ Bir İsyancının İzleri,

2- Türkiye’de Devrimci Gençlik Hareketleri Tarihi (1960-68), birinci cilt,

3- Mahir/ On’ların Öyküsü,

4- İbo/ İbrahim Kaypakkaya / İhtilalin Fidanı,

5- Sinan / Nurhak Dağlarından Sonsuzluğa,

6- Fırtınalı Yıllarda Ülkücü Hareket,

7- Fikir Kulüpleri Federasyonu / Demokrasi Mücadelesinde Sosyalist Bir Öğrenci Hareketi,

8- Fırtınalı Yılların Gençlik Liderleri Konuşuyor,

9- Yılmaz Güney / Bir Çirkin Kral,

10- Ahh Marilyn / Marilyn Monroe,

11- İki Adalı-Hüseyin Cevahir ve Ulaş Bardakçı,

12- Mustafa Suphi / Türk Ocağı’ndan Türkiye Komünist Partisi’ne,

13- Bir Paylaşma Planının Perde Arkası / Türkiye 1945,

14- Denizler ve Filistin,

15- Haziran 1970/Türkiye’yi Sarsan İşçi Direnişi,

16- Türkiye Gençlik Hareketleri Tarihi (1944-1974). Beş cilt.,

17-Hüseyin İnan/Erikler Çiçek Açtığı Zaman-Dede,

18- Akıncılar ve AK-Gençlik’ten AKP’ye.

________________________________________

ATATÜRK Köşem-2)

(☆-NUH’UN BOZKURT’U ‘’VATAN/MİLLET’’ ÖĞÜTLÜYOR-☆)

“(…)

Tarih: 29 Ekim 1968.
Yer: An­ka­ra.
Cum­hu­ri­ye­t’ ­in ku­ru­lu­şu­nun 45’in­ci yıl­dö­nü­mü:
*Dev­rim­ci Öğ­ren­ci Bir­li­ği (DÖB),

*An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Ta­le­be Bir­li­ği (AÜTB),

*Tür­ki­ye Mil­li Genç­lik Teş­ki­la­tı (TMGT),

*Or­ta Do­ğu Tek­nik Üni­ver­si­te­si Öğ­ren­ci Bir­li­ği (OD­TÜ­ÖB) tem­sil­ci­le­ri or­tak­la­şa bir yü­rü­yüş için top­lan­dı.
Yü­rü­yüş Sam­su­n’­dan An­ka­ra’ya doğ­ru ya­pı­la­cak, 10 Ka­sı­m’­da Anıt­ka­bi­r’­de Ata’­nın hu­zu­ru­na çı­kı­la­rak son­lan­dı­rı­la­cak­tı.

Uzun Tar­tış­ma­lar So­nu­cun­da Adı­na Ka­rar Ve­ril­di:

“Tam Ba­ğım­sız Tür­ki­ye İçin Mus­ta­fa Ke­mal Yü­rü­yü­şü.”

Ya­yın­la­dık­la­rı Bil­di­ri­de Ne­den Yü­rü­dük­le­ri­ni Şu Söz­ler­le Du­yur­du­lar:

“1919’da baş­la­yan Mus­ta­fa Ke­mal dev­ri­mi ken­di­sin­den son­ra ge­len yö­ne­ti­ci­ler ta­ra­fın­dan ama­cın­dan sap­tı­rıl­mış, Cum­hu­ri­ye­t’­in bü­tün ku­rum­la­rı yoz­laş­tı­rıl­mış­tır. Bu­gün Tür­ki­ye­miz, dün­ya­da ilk an­ti-em­per­ya­list ve an­ti-ka­pi­ta­list dev­ri­mi ger­çek­leş­ti­ren Mus­ta­fa Ke­ma­l’­e rağ­men ya­ban­cı­la­rın des­tek­le­di­ği kar­şı dev­rim­ci­le­rin et­ki ala­nı­na gir­miş­tir. Biz Mus­ta­fa Ke­mal genç­li­ği ola­rak, sap­tı­rı­lan dev­ri­mi ra­yı­na oturt­ma­ya azim­li­yiz, ka­rar­lı­yız. Bu­gün baş­la­yan yü­rü­yü­şün ama­cı bu­dur.”

Ta­rih: 30 Ekim 1968.
Sa­at: 08.30.
Genç­ler yü­rü­yü­şün baş­lan­gıç ye­ri olan Sam­su­n’­a var­dı. Ön­ce kah­val­tı, son­ra yü­rü­yüş için ge­re­ken er­zak stok­la­rı ya­pıl­dı.
Sa­at 13.30’da Ata­türk anı­tı­nın önün­de bir da­ki­ka­lık say­gı du­ru­şun­da bu­lun­du­lar.
Ve İs­tik­lal Mar­şı­‘nın ar­dın­dan Türk Bay­ra­ğı’­nı aça­rak yo­la ko­yul­du­lar. (…)”

Devamı 2.Bölümde…

Turhan Feyizoğlu’ nun 1.Eseri; “Deniz/ Bir İsyancının İzleri” Kitabından!..

________________________________________

Dipnotlar:

Odatv Diyor Ki;

Biz yazmaktan sıkıldık ama medya yazmaktan sıkılmadı.

Çeşitli Aralıklarla Medyada Görürsünüz:

“Deniz Gezmiş’in ilk kez yayınlanan fotoğrafı”,

“Deniz Gezmiş’in hiçbir yerde olmayan fotoğrafı ortaya çıktı”

Medya bunları yazıyor ancak “Türkiye Sol Hareketi” nin en önemli uzmanlarından Turhan Feyizoğlu’ nu unutuyor!

Odatv, Turhan Feyizoğlu’na bugün birçok sitede “Türkiye’de ilk” diye yayınlanan “Türkiye Sol Hareketi ve Deniz Gezmiş” ile ilgili yazı, fotoğraf vb. ne varsa hepsini sordu. Feyizoğlu’nun cevabı hep aynıydı:

“İlk değil benim arşivimde-kitaplarımda var!”

Odatv-03.01.2014-17:53

Eğer Odatv böyle diyorsa; pekâlâ benim “Deniz Gezmiş hakkında Türkiye’de ilk” diye yazdığım bu bilgilerin kaynağı ne?

Cevap:

Tabii ki; “Türkiye Sol Hareketi ve Deniz Gezmiş” in en önemli uzmanlarından değerli vatani-yazarımız, vatani-ağabeyim Turhan Feyizoğlu’nun bana “Türkiye’de İlk Olan Bu Değerli Bilgileri Hediye Etmesidir!..”

Huzurunuzda, kendisine hayatım boyunca aldığım alacağım en değerli hediyelerden birisi olan bu değerli bilgiler için sonsuz teşekkürlerimi sunarım!..

Hasan Kemal Durgut diğer Deniz Gezmiş Bilinmeyenler Yazı Dizisi İçin ↓

1.Bölümü okudunuz

Deniz Gezmiş ve Ailesi 2.Bölüm

Deniz Gezmiş ve Akrabaları 3.Bölüm

Deniz Gezmiş İstanbulda 4.Bölüm

Deniz Gezmiş Ders Notları 5.Bölüm