Castro Ölmeden Önce Küba

“Devrimci Kemal Atatürk, bizim esin kaynağımız oldu. 1919’da Anadolu’dan emperyalistleri atmak için, Bandırma gemisiyle Samsun’a çıktı.

Büyük bir zafer kazandı.

Biz de tam 40 yıl sonra, ülkemizden faşistleri kovmak için Granma gemisiyle Havana’ya çıktık.

Biz de zaferle kucaklaştık..”

Atatürk’e hayranlığını işte bu sözlerle dile getirdi Fidel Castro.

İstanbul, 1996’da Habitat Zirvesi’nin konuğu olarak Küba lideri Castro’yu ağırladığında medyanın gözü onun üstündeydi.

“BAŞKASINI ARAMAYIN” dedi Castro …

Koca Türkiye Cumhuriyetini yöneten iktidar partileri ve yandaş muhalefetler ile onlar hep başkasını aradılar.

Dünya liderlerinin örnek aldığı ve ideallerini gerçekleştirmek için yola çıkan nice lider vardı, bir tek Türkiye Cumhuriyetinde, liderinin izinden gidecek adam çıkmadı.

Çıkmıyor arkadaş …

Neyse bu gezi yazısı olacaktı;

Uzun zamandır eşimle birlikte Küba hayalleri kuruyorduk.

Bu sene yıllık iznimizde güzel ülkemiz Türkiye’ye değil de acaba Küba’ya mı gitsek diyorduk ve gitmek içinde çok güzel bir bahanemiz vardı.

Eveeetttt birinci evlilik yıl dönümümüz.

Hem özel bir gün de Küba’ da olmak hem de bir hayali gerçekleştirmek fikri artık yavaş yavaş gerçeğe dönüşüyordu.

Şu anda iş amaçlı bulunduğumuz ve yaşadığımız ülke Surinam.

Güney Amerika kıtasının en küçük ülkesi hal böyle olunca, çoğu zaman çok ilkel şartlara maruz kalabiliyoruz.

Buraları daha sonra anlatırım size.

Küba konsolosluğuna gidip aldık vizelerimizi, sırada uçak biletleri var.

Yola çıkmışken Hollanda Antillerine bağlı ada ülke Aruba’da da 4 gün kalırız dedik.

Asrın liderimiz sayesinde vizesiz gidiyoruz ya her yere…

Aruba’ya vize alamama ihtimalini hiç düşünmeden almıştık uçak biletlerimizi ki büyük bir hata etmişiz.

Biletler yandı, Aruba’ da kalacağımız otelin ücretini de online ödemiştik.

O da yandı. Halet-i ruhiyemizi sizlere anlatamam.

Yola çıkmadan her şey bitmişti.

Nasıl olur da , vize alamayız diye evrakları tek tek inceliyorum birşey bulamıyorum, bakar kör oldum.

Türkiye de seyehat acentasında çalışan, sevgili arkadaşım Süheyla’ya yolladım evrakları.

Belki bir şey bulur diye ve evet buldu !

Siz Eylül de gidecektiniz di mi, diye sordu ?

Evet ! Otel rezervasyonunuz Ağustosa yapılmış demez mi !

Böylece kendi işini kendin yap dersi bize biraz pahalıya patlamıştı ve neden vize alamadığımızı da anlamış olduk.

Pes etmek yok !

Acentaya tekrar gittim tam 4 saat mücadele ettikten sonra ,yanan biletlerin yüzde yirmibeş kesinti ile  geri ödemesi olduğunu fakat ödemeyi 1 ay sonra labilecğimi öğrendim.

Bunlara kalsa herşey imkansız, ya da işlerine gelmiyor.

Neyse yeni  biletleri promosyonlu aldım.

Alt-üst olan planlarımızı yeni uçuş rotası ile tekrar hayata geçirdik.

19 Eylül sabahı yola çıktık.

Uzun ve yorucu bol beklemeli  bir yolculuğun ardından varmıştık artık Küba’ya…

Bagaj alımı için saatlerce süren beklemeden  ve döviz bürosunun önünde ki kuyruktan artık  bahsetmeyeceğim.

Havalimanında pazarlık yaparak bindik bir  taksiye.

Havana sokaklarına doğru ilerlerken heyecanlanmaya başladık.

Tüm aksilikler ve havalimanının içindeki geri kalmışlık geride kalmıştı sanki.

Alabildiğine geniş yollar ve köprülerden geçiyoruz, ülkede gayet modern bir hava esiyor.

Çok katlı beton binalar, yan yana dizili bahçeli evler, tertemiz ve peyzajlı yollar.

Yarım saat süren yolculuğun ardından Centro Habana’ya vardık.

Taksi kalacağımız otelin önüne kadar bizi bırakamayacağını söyledi çünkü bazı caddeler araç trafiğine kapalıymış.

Aldık çantaları sırtımıza sora sora oteli bulduk Hotel Villa  Nueva‘yı, devasa büyüklükte ahşap bol işlemeli otantik bir kapıdan içeri girdik.

Geniş bir bir avluya konmuş masif mobilyalar ile donatılmış lobide beklerken, resepsiyon görevlisinden rezervasyon tarihimizin 2 gün sonraya yapıldığını ve bu süre içerisinde de otelde yer olmadığını öğrendik.

Aman ne güzel, aksilikler arkada kalmamış yanımızda gelmiş.

Arzu edersek bizi onların önerdiği  ‘’Casa Particular ‘’ denilen  devlet denetiminde ki ev pansiyonlara yönlendirebileceklerini söylediler.

Mecburen aldık çantaları koyulduk görevlinin ardından yola.

Daracık  tarih kokan sokaklardan ilerleyerek  vardık Lamparilla caddesindeki  Hotal-Casa Coloniel 1715 ‘e.

1492 de Kristof Kolomb keşfetmişti adayı ve 1511 yılında İspanyollar,  Kübada kalıcı bir sömürge devleti  kurdu.

Peşlerinden kendi halklarını, dillerini, dinlerini, mimari yapılarını, şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere Afrikalı köleleri ve daha sonra da Çin’li işçileri getirdiler.

Neyse kapıyı 70 yaşlarında eli, kolu, boynu ve kulağı bolca takılarla dolu  süslü püslü bol makyajlı, hafif esmer, çekik gözlü, siyah saçlı üstünde derin dokelteli mini elbisesi ile bir teyze açtı.

Samimi ve sıçak kanlı biz İspanyolca bilmiyoruz, onlar İngilizce neyse bulduk bir yolunu ve oda kahvaltı günlüğü 50 CUC a anlaştık.

Bu arada Küba’nın turistler için bastırdığı para cinsi ‘’ CUC  ‘’.

1 Euro 1 CUC a takabil ediyor.

1 USD ise  0,87 CUC  ediyor. USD taşımanızı tavsiye etmem, çünkü yüzde yirmi komisyon kesiliyor.

Küba halkının kullandığı para cinsi ise CUC.

Lamparilla caddesi, Calle Obispo, Calle Mercaderes, Plaza Vieja gibi ünlü sokak ve meydanlara yürüme mesafesinde, temiz ve keyifli ve korunaklı ,kendinizi güvende hissedeceğiniz bir ev.

7 gün burada kalmış olsak da aslında oda ile şikayetim, daha sonra da tecrübe edeceğimiz diğer Casa Particularda olduğu gibi penceresiz odaların olması.

Dev pencereli dev binalar ha bir de  özenle dizayn edilmiş dev demir parmaklıkları  unutmamak gerekiyor.

Turizme açılan Küba da, halkın büyük bir kesimi daha çok gelir elde edebilmek için evlerin içlerini bölerek her 15 m2 den birer oda çıkarttıkları için pencere denilen  kavramı es geçmişler.

O yüzden uyku harici odalarda keyif çatabilme lüksüne sahip olmak biraz zor .

Castro Ölmeden Önce Küba

Casa Colonial Hotel

Sayılı günler çabuk geçer diye , onca yorgunluğa rağmen, keşfetme duygusu ile çıktık sokağa ve ilk vardığımız yer Plaza de Catedral meydanı.

Meydanda ki katedralin adı San Cristobal de la Habana.

Caddelerde yemek yiyecek yer ararken kapısının önünde yığınla turistin önünde beklediği Bodeguita del Medio barının önünden geçerken, Hemingway’in Küba’da yaşadığı dönemde sıklıkla gittiği dönemin ve şimdinin ünlü barı olduğunu anladık.

Hemen tüketmeyelim dedik ilk gün içeri girip bir ‘daiquri ‘içmeden geçtik kapının önünden.

Yemek yedikten sonra yorgunluk iyice çöktü ve yürümeye mecalimiz kalmadığı için ilk bisi taksi tecrübemizi edindik tabiki.

Bisiklete bağlanmış at arabası düzenegi gibi düşünün, sokaklar arası ulaşım için tek alternatif  çünkü turistlerin yürüyerek gezebileceği sokaklar araç trafiğine kapalı.

Rahat ama insan gene de bir tuhaf oluyor binince.

Adam var gücü ile pedal basıyor iki kişiyi varacağı noktaya taşımak için.

Küba’da her ne iş yapıyor olursan ol ,herkes devlet için çalışıyor.

Bisi taksi şöförleri de buna dahil.

Neyse bir kaç dakika içinde vardık Casa Particular’a.

Tükenen vücutlarımızı yatağa atma vakti.

Castro Ölmeden Önce KübaErtesi günü, erkenden gezi planı yapmak için kahvaltımızı yapıp çıktık sokağa .

Yeni gün yeni heyecan.

Bisi taksiler, coco taksiler, eski otomobiller, caddeler, parklar meydanlar, anıtlar, heykeller, müzeler herşey heyecan verici …

Lamparilla caddesinden yukarı doğru yürürken, meşhur Capitol binasının kubbesini gördük.

Meraklı ve hızlı adımlarla vardık Capitol meydanına.

Her yönden işleyen vızır vızır bir trafik, eski Amerikan arabaları, belediye otobüsleri, coco taksiler her yöne koşuşturan insanlar ve elinde fotoğraf makinaları ile her kareyi çekmeye çalışan turistlerle dolu yoğun bir alan.

Kafamızı kaldırıp bakıyoruz ve Capitol binası  önündeyiz ama içeri girip gezemiyoruz tadilat nedeni ile kapalı.

Hatta tüm ülke açil bir şekilde tadilata sokulmuş gibi.

UNESCO ile yapılan anlaşma gereği ,yardımlar gelmeye başlamış ve değişim de başlamış.

Capitol binasının önü ,yolun karşı tarafı her köşe dizi dizi ,yan yana park etmiş klasik arabalar ve süslü at arabaları ile dolu, seç beğen pazarlık yap ve şehir turuna başla.

35 CUC tarifesi ile başlıyor pazarlık 25 CUC diyoruz ve pembe renkli masalsı Cadillac bizi bekliyor, bindik ve şehir turu başlıyor …

Küba anlatılmaz, yaşanır diyeceğim herkes kızacak biliyorum.

Henüz anlatmaya başlamadım bile, bu gidişle uzun bir yazı dizisine dönüşecek  yazımın konusu.

Devamı haftaya diyelim…