Çare Atatürk İlke ve Devrimleridir

 ÇARE ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİDİR !! – Ebru Oğuzhan Yeter 

Atatürk Türk Devrimi’ni gerçekleştirdiğinde, sadece Türk ulusu için değil, dünyada ki tüm ezilen uluslar için umut ve örnek olmuştur.

Atatürk için Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik çok önemliydi.

Türk ulusunun çağdaşlaşma yolunda ilerlemesi, hakettiği yaşama kavuşması için temel ilkelere ihtiyacı vardı.

Gerçekleştirdiği devrimlerin  tamamı Altıok içinde yer aldı.

Her ilke birbirinden bağımsız ama birbirini tamamlayan ve Türk ulusunu tanımlayan ilkelerdi.

Bugün anlamını kavrayamadığımız ama ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyan Altıok ilkeleri nasıl doğdu, hayata nasıl geçti, bize neler getirdi.

Metin Aydoğan’ın kaleminden;

Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Meclis’te , toplumun hiçbir kesimi temsil dışı kalmamış; köylüler, askerler, din adamları, tüccarlar, esnaf temsilcileri, doktorlar, avukat ve gazeteciler, aynı çatı altında tek bir amaç çevresinde birleşmişti.

İzmir Milletvekili Mahmut Esat Bozkurt Meclis’i oluşturan Milletvekilleri için; ” belki elbisesiz,yakalıksız ya da bastonsuzdular, ancak ayaklarındaki çizmeleriyle subayları, ellerinde mübarek çekiçleriyle demircileri, çiftçileri, yani ülkenin tümünü, burada Meclis’in içinde görüyoruz” diyordu.

CUMHURİYETÇİLİK anlayışı böyle bir meclisin içinde oluştu.

Kurtuluş Savaşı’yla yükselen Türk milliyetçiliği, devrimlerle uygulamaya sokuldu ve kuramsal çerçevesi belirlenerek devlet siyasetine yerleştirildi.

Kapsam ve nitelik olarak Batı milliyetçiliğinden çok farklıydı.

Türkler, tarihin hiçbir döneminde; din, ırk, mezhep, sınıf ya da zümre egemenliğine dayanan yönetim biçimleri kurmamıştı.

Kurtuluş savaşı’yla başarılan şey, yönetim geleneklerini yitirerek çöken Osmanlı İmparatorluğu’ nun yerine, Türk kimliğine geri dönerek, çağa uyan yeni bir devletin kurulmasıydı.

Eskide olduğu gibi, ezene karşı ezilen, haksıza karşı haklı savunulacak ve ulusal varlık korunacaktı. 

MİLLİYETÇİLİK  anlayışı buydu.

Mustafa Kemal;   için halkçılığın anlamı, giriştiği mücadelenin temel amacını oluşturmasıdır.

Kurtuluş savaşına girişirken, tam bağımsızlığa yönelen devrimleri gerçekleştirirken, sağlamaya çalıştığı kazanımların tümü halk içindir.

Onun için devrim araç, halk amaçtır.

Halkla bütünleşmeyi esas aldı; onun gücüne dayanmak için, doğrudan Anadolu’ya gitti.

”Ordular yenilebilir, esas olan halktır.

Halk, her zaman yeni ordu yaratabilir; millet ordu haline gelebilir”  diyordu.

Çare Atatürk İlke ve DevrimleridirHALKÇILIK ilkesi bu anlayışla doğdu.

Mustafa Kemal, Türk halkını, yüzyıllara dayalı geri kalmışlıktan ve eğitimsizliğin yarattığı yanılgılardan kurtarmak için çok uğraştı.

Din kurallarının yeterince bilinmemesi nedeniyle, kimi kesimlerde etkili olan yaymaca (propaganda) ya karşı mücadele etti.

Ülkenin bir çok yerinde Laiklik’in ne olup ne olmadığını açıklayan, aydınlatıcı konuşmalar yaptı.

”Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir.

Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhebi kabul etmeye zorlayabilir.

Din ve mezhep hiçbir zaman politika aracı olarak kullanılamaz.” diyordu. 

Kurtuluş Savaşı’yla başlayan, devrimlerle süren, birbiriyle ilişkili devrimci uygulamalar sürecinde LAİKLİK ilkesi oluşturuldu.

Mustafa Kemal; ”Cumhuriyet Hükumetinin, yurttaşların yaşamı, geleceği ve refahıyla her bakımdan ilgilenmesi doğaldır.

Halkımız yaradılıştan devletçidir ki, her şeyi devletten istemeyi kendisinde bir hak olarak görür.

Bu nedenle, milletimizin yapısıyla, devletçilik programı arasında, tam anlamıyla bir uyum vardır.

Bu yönde yürüyeceğiz ve başarılı olacağız. Bundan kuşkumuz yoktur” diyordu.

Çare Atatürk İlke ve DevrimleridirMustafa Kemal, Türkiye için geçerli olan devletçilik biçimi üzerine yoğun çalışma yaptı.

Türk ve batı toplumlarının tarihsel evrimini, ekonomik yönleriyle ele aldı, ortak yönleri ya da ayrılıkları inceledi.

Uzmanlık gerektiren bu güç işi, geçmişi güncele bağlayıp uygulanabilir sonuçlar çıkararak, şaşırtıcı bir ustalıkla başardı.

Vardığı sonuçları , Türkiye’nin koşullarına ve gelişme isteğine uyumlu yöntemler haline getirdi.

 

Bu bilinç ve çabanın ürünü olarak DEVLETÇİLİK ilkesi doğmuştur.

Mustafa Kemal, devrimi ;”mevcut kurumları zorla değiştirmek” olarak tanımlar.

Tanımına uygun olarak gerçekleştirdiği büyük dönüşüme, ”Türk Devrimi” adını verir ve bu devrimi; ” Türk ulusunu, son yüzyıllarda geri bıraktırmış olan kurumları yıkarak; yerine, milletin en ileri uygarlık gereklerine göre ilerlemesini sağlayacak, yeni kurumlar kurmak” olarak değerlendirir.

”Uçurumun kenarında yıkık bir ülke, türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar, yıllarca süren savaş…

Bunlardan sonra içeride ve dışarıda saygı duyulan yeni bir Vatan, yeni bir toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için sürekli devrimler.’’

İşte DEVRİMCİLİK ilkesi böyle doğmuştur.

Atatürk Türk Devrimi’ni gerçekleştirdiğinde, sadece Türk ulusu için deği, dünyada ki tüm ezilen uluslar için umut ve örnek olmuştur.

Atatürk için Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik çok önemliydi.

Türk ulusunun çağdaşlaşma yolunda ilerlemesi, hakettiği yaşama kavuşması için temel ilkelere ihtiyacı vardı.

Gerçekleştirdiği devrimlerin  tamamı Altıok içinde yer aldı.

Her ilke birbirinden bağımsız ama birbirini tamamlayan ve Türk ulusunu tanımlayan ilkelerdi.

Ülkemizin aydınlık geleceği için, Türk Milletinin birlik ve beraberlik içinde yaşaması, huzur ve refahı için Tam Bağımsız Türkiye için çare; Atatürk İlke ve Devrimleridir.

Kaynak: Metin AYDOĞAN ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ

Ebru Oğuzhan Yeter