Bir Avuç Tohum

Ülkemizin bir çok yerinde Yerel Tohumları yaşatmak ve gelecek nesillere bırakmak için büyük bir mücadele verilmektedir.

Yerel tohum-takas şenliklerinde ortaya çıkan ortak sorun pazarlama  ve en önemli çözüm bilinçli tüketicidir.

Tüketici olarak bizler pazardan yerel ürünleri talep ettikçe, üretim yapan köylü daha çok üretecek, daha çok ekecek ve çoğaltacaktır.

Tüketici olarak bizim yerel tohuma dair bilmemiz gereken en önemli şey sağlığımızın teminatı olan bu tohumların, aslında bizim kültürümüz olduğu,  bu tohumların daha az su istediği,  bu tohumların bizim atalarımıza ait olduğu,  ticari marka taşıyan tohumlar belli bir kişi yada şirkete ait iken yerel tohumların bizim olduğudur.

Derler ki; Bir kıtlık döneminde ülkede yiyecek ne varsa tüketilmiş.

Öyle ki insanlar ellerinde ki tohumları bile yemek zorunda kalmışlar.

Uzun, uzun düşünüp bir çözüm bulmaya çalışırlarken akıllarına karınca yuvaları gelmiş.

Ve oraya baktıklarında görmüşler ki karıncaların yıl boyu büyük emek ve sabırla biriktirdikleri tohumlar öylece duruyor.

O tohumları alıp toprakla buluşturmuşlar.

Emekle, inançla, sabırla çoğaltmışlar, paylaşmışlar ve asırlar boyu Ata tohumu olarak günümüze kadar gelmiş..

Bugün Ülkemizde iki Gen bankası var. İzmir Seferihisar’da bulunan Can Yücel tohum bankası ki Ülkemizde ki ilk tohum bankasıdır.

Tohumlar buralarda türlerine göre saklanmaktadır.

Bu insanlığın devamı için önemlidir. Ancak buna rağmen en önemlisi yerel tohumlarımızı atalarımız gibi saklayabilmektir.

Çiftçilerimizin asırlardır yaptığı gibi her bir tohum göz bebeği gibi korunarak,  hava alacak, bozulmayacak şekilde çıkınlarda, sandıklarda saklanmalıdır.

Yerel tohumlarımız bizim Atalarımızdan aldığımız en önemli mirasımız ve aynı zamanda çocuklarımızın bize en kıymetli emanetidir.

Tohumlarımızı yaşatmak için büyük emek veren Vatanseverler, Ülkemiz  için vereceğimiz mücadelenin en önemli saflarında yer almaktadırlar.

Bu çalışmalarda yerel yönetimlerin desteği her etkinlikte ve şenlikte daha da önem kazanıyor.

Sağlığımızın nasıl tehlike altında olduğunu, kullanılan ilaçların yaşamımızı nasıl etkilediğini ve hastalıkların nasıl çoğaldığını hepimiz biliyoruz.

Bu etkinliklerde, hem üreticilere hem de tüketicilere; Sebze ve meyvelerde birden çok ilaç kalıntısı olduğunu, üreticinin hem kendi sağlığını hemde bizlerin sağlığını  bilerek  ya da bilmeyerek nasıl tehlikeye attığını ve çözüm yollarını uzmanlar sabırla anlatıyor ve toplumun bilinçlenmesi için büyük emek veriyorlar.

Bu etkinlikler her anlamda önemli, Yerel tohumlar yaşatılmalı, Tohum Takas Şenlikleri artarak devam etmelidir.

Daha çok Tohum Takas Dernekleri kurulmalı ve bu dernekler her çalışmada birbirini desteklemelidir.

Yerel üretim yapan köylüye sahip çıkılmalı, ürünleri talep edilmeli, tanıtılmalı, daha çok üretmesi ve doğru tarım uygulaması için destek verilmelidir.

Yerel tohum ürünlerine daha geniş bir Pazar oluşturulmalıdır.

Dövizle yurda giren, hazır tohumlar kısır tohumlardır ve  her mevsim yeniden alınıp  ekilmesi gerekmektedir.

Yerel tohum kendini yenileyen tohumlardır.

Üretici hazır tohumları alırken yanında, kimyasal ilacı ve kimyasal gübreyi de üğretimi yapan aynı firmadan almak zorundadır.

GDO’nun sağlığımıza zararlarını  ve gelecek nasillere bu zararların nasıl aktarıldığını da çevremizden görebiliyoruz.

Hazır tohumla ve kullanılan yardımcı maddelerle sadece yediğimiz sebze meyve değil toprağımız ve suyumuzda telafisi imkansız şekilde kirlenmektedir.

Vatan toprağımız, doğal yapısını kaybederken bizler de sağlığımızı ve geleceğimizi kaybediyoruz.

Tohum Yasasına karşı birlik olunmalı, yerel tohumlarımız canımız pahasına korunmalıdır.

Yerel Tohum-Takas  kıvılcımı  gitgide büyüyor.

Yerel tohumlara olan ilgi, üretim, pazarlama  her geçen gün çoğalıyor.

Hem yerel yönetimler olarak, hem de tüketiciler  olarak  unutmayalım ki; her tohum bizim için hayati önem taşımaktadır.

Her tohum geleceğe bırakacağımız bir avuç ışıktır.

Her tohum gelecek nesillerin bize bıraktıkları emanettir.

Bu bilinçle ve İmece kültürü gelişmiş bir Millet olarak, büyük azim ve sabırla yarına hazırlık yapan karıncalar gibi, herkes çıkınında bir avuç tohumu gözü gibi saklasın.

Ebru Oğuzhan Yeter