Aday Olma Kılıçdaroğlu

Siyasette alınan sonuçlar önemlidir.

Seçimlerde başarı gösterip iktidar olursanız, gerçek çapın ve değerin ne olursa olsun başarılısındır.

Seçime dayalı demokrasinin bir cilvesidir bu, yapacak başka bir şey de yoktur.

 

Ne kadar tartışırsak tartışalım, eşit koşullarda ve demokratik bir ortamda yapılmamış olsa da.

YSK’nın ilan ettiği sonuçlara göre, referandumdan Recep Tayyip Erdoğan galip çıkmış ve anayasa halk oyundan geçmiştir.

Doğrudur, referandum yerel veya genel bir seçim değildir.

“Hayır” için sadece CHP de çalışmamıştır.

MHP’li muhalifler, Saadet partisi ve HDP hayır çalışmalarına katılmış, bununla da kalmamış, CHP lideri Kılıçdaroğlu’na CHP’nin ağır topları Deniz Baykal, Muharrem İnce ve daha bir çok eski yada yeni siyasetçi, toplantı ve mitingler düzenleyerek katılmışlar, ayrıca bir çok STK’da hayır için çaba sarf etmişdir.

Ama, sonuç olarak hayır oyları az farkla geride kalarak, anayasa halk oylamasından geçmiştir.

Referandum sonrası, CHP lideri KILIÇDAROĞLU ’nu başarısız olduğu gerekçesiyle suçlayarak, partiyi karıştırma ve yıpratmaya yönelik çıkışlar, haklı olmadığı gibi, içinde bulunduğumuz bu ağır koşullarda ülkeye de ihanettir.

Ülkenin umudu olan ana muhalefet partisi, parti içi muhalefet nedeniyle güç kazanmayacak, hatta mevcut gücünden güç de kaybedecektir.

Devleti tüm kadrolarıyla ele geçiren, partili cumhurbaşkanı ile parti devleti örgütlenmesi içine giren, yargıyı tamamen sindirerek kendi saflarına katan, eğitimi islamlaştıran, kindar ve dindar yeni bir nesil yetiştirme idealinde oldukça mesafe kaydeden, devletin tüm imkanlarını,örtülü ve örtüsüz ödeneklerini referandumu kazanma adına sonuna kadar kullanan, ifade ve basın özgürlüğünü sınırlayan, basını yandaş ve tek sesli hale getirerek, propaganda üstünlüğünü eline geçiren, Yüksek Seçim Kurulunu etkisiz kılan AKP iktidarına karşı bir seçim galibiyetini elde edebilecek yeni bir liderin var olduğunu düşünmüyorum.

Bu nedenlerle, Kılıçdaroğlu ’na bayrak açanlara hak vermemekle ve onlara katılmamakla birlikte, ilkesel ve etik olarak, Sayın Kılıçdaroğlu’nun; 2019 da çok muhtemeldir ki, yeni bir seçim yenilgisi almadan, koltuğu istekli bir partiliye kendi rızasıyla bırakmasında yarar görüyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu da; koltuğa yapışıp kalma konusunda, diğer parti liderlerinden farklı bir tutum sergilememekte.

Oysa ki; ilk başlarda lider olmadan önceki hal ve hareketlerinden, konuşmalarından Kılıçdaroğlu’nun seçim başarısızlıkları yaşaması halinde koltuğu kendi isteğiyle bırakacağını düşünmüştüm.

Avrupa’da olduğu gibi, bizim ülkemizde de seçim başarısızlıkları sonucunda kendi isteğiyle koltuğunu bir başka partiliye bırakma konusundaki demokratik ve etik davranışı Sayın Kılıçdaroğlu’ndan çok beklemiştim.

Böyle bir davranışı sergilemiş olsaydı bu ülkemizde ilk olacak ve her seçim sonrası karşı karşıya kaldığı üzücü parti içi muhalefetin muhatabı da olmayacaktı.

Sayın Kılıçdaroğlu, referandumda başarısız olduğu gerekçesiyle değil ama, eski seçim başarısızlıklarına bakarak, liderliğini daha fazla tartıştırmadan ve partisine zarar vermeden, kongrede aday olmayarak koltuğu bir başka partiliye derhal teslim etmelidir.