15 Temmuz

15 Temmuz – 9 Eylül’de Türk Ordusu İzmir’e giriyor, halk yol boyunca dizilmiş askerleri alkışlıyor.

İzmir’li vatandaş, yanında ki Musevi komşusuna soruyor; sen kimi alkışlıyorsun ?

Komşusu ; ‘’ kim kazandıysa onu ‘’ ve büyük bir coşkuyla alkışlamaya devam ediyor …

Bugün, 15 Temmuz, hain  darbe  girişiminin  birinci yılı ve yaşadıklarımız tıpkı bu olaya benziyor.

Dün Fetö’yü alkışlayanlar, bugün onun ”koynundan çıkanlar”la yürüyor.

Bir yıl içinde neler gelişti, neler ‘aydınla-na-madı’  yaşayarak gördük.

Gördük ki; Türk askerini tek tek, öldürdüler yetmedi,  zamanında başlarına çuval geçirdiler yetmedi,  toplu olarak zehirlediler yine yetmedi.

Okulunu, kışlasını, hastanesini kapattılar yetmedi.

El birliği ile yok etmenin yolunu arıyorlar.

Geçen bir yıl içinde bu girişimi aydınlatmak, ülkenin Laik düzenini korumak, Demokrasiyi sağlamak yerine 15 Temmuz’a anlam yüklemek için  kitaplar yazdılar,  yetmedi  ‘tarih yazmak’  için kolları sıvadılar.

Biz sessizce izlerken, gözü yaşlı, ağlayan, zavallı gösterilen askerlerle afişler asılıyor.

Biz ssesizce izlerken, Türk bayrağımız, şekil değiştiriyor.

Biz sessizce izlerken, düşman, tarihte yenemediği Türk Ordusunun itibarsız haline gülüyor.

Biz sessizce izlerken, Türk’ün onuru yerle bir ediliyor.

Biz sessizce izlerken, 15 Temmuz‘da ki hain kalkışmanın nedenleri ve en önde gidenleri örtbas ediliyor.

Biz sessizce izlerken, o gece vahşice öldürülen erlerimizin kemikleri sızlıyor.

Biz sessizce izlerken, ABD, FETÖ ve AKP üçgeninde kim bilir daha neler dönüyor.

Biz sessizce izlerken, ülkemiz üzerinde oynanan ”dış güçler” dediğimiz oyunlar artık daha hızlı yazılıyor, oynanıyor, oynatılıyor.

Biz sessizce izlerken, ne hukukçular, ne siyasiler, ne de halk ”Fetö darbesi” ni aydınlatmak için sokağa dökülüyor…

Biz sessizce izlemeye devam ederken, kendini Fetö’den sıyırmak için kitap yazanlar yarın ansiklopedi yazacaklar.

Daha çok masumun canı yanacak, daha çok Adalet arayanlar sessizce haykıracak.

Toplum bir ‘önder’  bekleyip, kendi gücünü fark etmediği sürece askerlerimizi itibarsız, yargımızı terazisiz, ülkemizi adaletsiz bırakacaklar…

Sessizce izliyor olsak da, bunların  farkındayız, biliyoruz, görüyoruz ve en önemlisi de susmuyoruz.

Kurtuluş savaşında olduğu gibi, gücümüzü, far ketmek, birlik olmak ve her türlü adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı mücadele vermek zorundayız.

Biliyoruz ki çare;  Atatürk İlke ve Devrimleri’ dir. Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı ve güvenmemelidir.

Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir.

Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir.

Gazi Mustafa Kemâl Atatürk